Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası

Dolar 18,8053
Euro 20,4336
Altın 1.164,91
BİST 5.191,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 6°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
6°C
Hafif Yağmurlu
Pts 6°C
Sal 7°C
Çar 10°C
Per 8°C

Adana escort Ankara escort Bursa escort Antalya escort İzmir escort Mersin escort Samsun escort Gaziantep escort Eskişehir escort Bodrum escort Denizli escort Kayseri escort Konya escort Kuşadası escort Alanya escort İzmit escort Kocaeli escort Malatya escort Diyarbakır escort escort Beylikdüzü escort Ataköy escort Bakırköy escort Avcılar escort Şirinevler escort Bahçeşehir escort Merter escort Mahmutbey escort Kayaşehir escort Büyükçekmece escort Küçükçekmece escort Başakşehir escort Halkalı escort Esenyurt escort Sarıyer escort Bahçelievler escort Yenibosna escort dubai escort girl krypton escort seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle porno izle paply.org

Ali Bin Ebutalip Kimdir? Hz. Ali’nin Hayatı..

Ağustos 24, 2020 6:10 pm
325
Ali Bin Ebutalip Kimdir? Hz. Ali’nin Hayatı..

“Hz. Ali kimdir? Hz. Ali nerede doğmuştur? Hz. Ali ne zaman doğmuştur? Ali bin Ebî Tâlib kimdir? Hz. Ali nasıl Müslüman olmuştur? Hz. Ali nasıl hicret etmiştir? Hz. Ali nasıl evlenmiştir? Hz. Ali’nin cesareti, Hz. Ali’nin halifeliği, Hz. Ali’nin hayatı…” sorularının cevapları…

 

HAZRETİ ALİ’NİN HAYATI

Hazreti Ali, hicretten 23 yıl önce Receb ayının on üçüncü gününde bir rivayete göre Mekke´de Kabe´nin içinde doğmuştur. Tam adı Ali bin Ebu Talib Merkedî’dir. Babası Ebu Talib, annesi Fatıma bint Esed’dir. Peygamber efendimiz (S.A.V.)’in amcasının oğludur.

Hz. Ali, Peygamber Efendimizin amcası Ebû Talib’in oğluydu. Ebû Talib,  maddi durumu iyi olmamasına rağmen, uzun yıllar Peygamber Efendimizi kendi yanında büyüttü. Hattâ o sofraya gelmeden ailesinden kimseyi yemeğe başlatmazdı. Çok tecrübelerle, Peygamberimizin bereket sebebi olduğunu biliyordu.

HZ. ALİ’NİN ÇOCUKLUĞU VE HZ. ALİ’NİN MÜSLÜMAN OLUŞU

Resulullah (a.s.m.) Hz. Hatice ile evlendikten sonra, amcasının yükünü hafifletmek ve ona minnet borcunu ödemek düşüncesiyle Hz. Ali’yi yanına aldı. O sıralar Hz. Ali henüz 4-5 yaşlarında bir çocuktu. Bu sebeple, çocukluk yılları Peygamber Efendimizin terbiyesi altında geçti. Kâinatın Efendisi, peygamberlikle vazifelendirildiğinde, Hz. Ali on yaşında bulunuyordu. Ona ilk iman etme şerefine, kadınlardan Hz. Hatice, çocuklardan da Hz. Ali ermişti.

Hz. Ali, birgün Peygamberimizle Hz. Hatice’yi namaz kılarken görmüş, hayranlıkla seyre koyulmuştu. Namaz bitince hayranlığını gizleyemeyerek çocuksu bir edâyla, Peygamberimize, “Nedir bu yaptığınız?” diye sordu. Peygamber Efendimiz, “Ey Ali,” dedi. “Bu Allah’ın beğendiği dindir. Seni bir olan Allah’a imana davet ediyorum. İnsanlara ne faydası, ne de zararı dokunmayan putlara tapmaktan sakındırıyorum.” Böyle bir teklifle karşılaşan Hz. Ali, “Bunu babam Ebû Talib’e bir danışmam gerekir” dedi. Fakat Peygamberimiz henüz dâvâsını açıklamakla emredilmemişti. Bunun duyulmasını istemiyordu, “Ya Ali, söylediğimi kabul edersen et, etmezsen kimseye söyleme” buyurdu. O geceyi, düşünerek geçiren Hz. Ali, sabah olunca Resulullahın huzuruna çıktı ve yaşından beklenmeyecek bir şekilde şöyle dedi:

“Allah beni yaratırken Ebû Talib’e sormadı ki, ben de Ona ibadet etmek için gidip babama danışayım.”

Hz. Ali, bu sözleriyle Resulullahın terbiyesinde yetişen bir kişiden beklenen olgunluğu göstererek îmanla şereflendi. Artık bundan sonra, Hz. Ali Resulullahı bir gölge gibi takip etti. Fakat anne ve babası başına bir iş gelir düşüncesiyle durumdan endişeye kapıldılar. Fakat Ebû Talib Resulullahla görüşüp onu dinledikten sonra, kendisine hak verdi. Kendisi Müslüman olmamakla beraber, Hz. Ali’nin Peygamberimize tâbi olmasına rıza gösterdi. Nitekim müşriklerin işkencesinden dolayı endişe eden hanımına Ebû Talib şu cevabı verdi:
“Eğer nefsim, Abdülmuttalib’in dinini bırakmak hususunda bana itaat etmiş olsaydı, ben de Muhammed’e tabi olurdum. Çünkü o halîmdir, emîndir, tahirdir.”

HZ. ALİ’NİN MEDİNEYE HİCRETİ

Hz. Ali daha önce hiç puta tapmamıştı. Onlardan hep nefret ederdi. Mekke devri boyunca Peygamberimizin yanından hiç ayrılmadı. Hicret sırasında da Peygamber Efendimizin yatağına yatmakla mühim bir vazife gördü. Resulullah (a.s.m.) Hz. Ebû Bekir’le birlikte Mekke’yi terk etmeden önce Hz. Ali’den o gece kendi yatağında yatmasını istemişti. Yanında bulunan müşriklere ait emânetleri de kendisine bıraktı. Emânetleri sahiplerine verdikten sonra Medine’ye hicret etmesini söyledi. Müşrikler o gece Resulullahın evinin çevresini kuşattılar. Mevzilendikleri yerden günün ışıyıp Peygamber Efendimizin evinden çıkacağı anı gözetlemeye başladılar. Çünkü, o zamanın âdetlerine göre, bir insanı evinin içinde öldürmek büyük bir korkaklık sayılırdı. Resulullah, yatağına Hz. Ali’yi yatırıp gece yarısı evden çıktı. Yerden bir avuç toprak alıp müşriklerin üzerlerine attı ve Yasin Süresinin ilk sekiz âyetini okuyarak gözleri önünden çekip gitti. Müşriklerden hiçbiri kendisini görmemişti. Müşrikler hâlâ bekliyordu. Bir ara Resulullahın evden çıkmış olabileceğini düşündüler. Hâne-i Saadetin penceresinden baktılar. Hz. Ali’yi Peygamberimiz sandılar, “İşte Muhammed yatıyor” diyerek beklemeye devam ettiler.

Sabah olunca, daha fazla beklemeye tahammül edemeyip içeri daldılar. Yatakta Hz. Ali’yi görünce şaşkına döndüler. Peygamberimizin nerede olduğunu sordularsa da, Hz. Ali cevap vermedi. Müşrikler fazla üstelemediler, zaman kaybetmemek için etrafa adamlar saldılar. Oradan ayrılan Hz. Ali, emanetleri sahiplerine teslim etti. Üç gün sonra o da Medine’nin yolunu tuttu. Uzun ve yorucu yolculuktan sonra Medine’ye ulaştı.

Öyle ki ayaklarının altı yarılıp kabarmıştı. Peygamberimiz onun bu acıklı halini görünce şefkatinden göz yaşlarını tutamadı. Sonra da ayaklarının altını mübarek eliyle meshetti. lyileşmesi için duâda bulundu. O anda Hz. Ali’nin bütün ağrı ve sızılan geçti, şifa buldu.

HZ. ALİ’NİN CESARETİ

Hz. Ali’nin en mümtaz vasfı, cesaret ve şecaatiydi. Katıldığı bütün savaşlarda kahramanlık ve cesaretin en güzel örneklerini göstermişti. Mesela, Uhud Savaşında müşriklerin bütün güçleriyle Peygamberimizi şehid etmek için saldırdıkları sırada vücudunu ona siper edenlerden biri de oydu.

Bir ara müşriklerden bir grup Resulullaha (a.s.m.) doğru geliyordu. Resulullah, Hz. Ali’ye müşrikleri karşılamasını emretti. Hz. Ali hücum edip hepsini darmadağın etti. Birisini de öldürdü. Az sonra bir başka grup daha saldırdı. Peygamberimiz onları da Hz. Ali’ye havale etti. Hz. Ali onlardan Şeybe bin Malik’i öldürdü.

Bunun üzerine Cebrail (a.s.) Peygamber Efendimize geldi ve “Ya Resulullahlah! Ali’nin yaptığı büyük bir iyilik ve civanmertliktir” dedi. Peygamberimiz de, “O bendendir, ben de ondanım” buyurarak Hz. Ali’yi taltif etti. Cebrail, “Ben de her ikinizdenim” buyurarak bu taltifi daha da låtifleştirdi. Bu sırada semadan şöyle bir ses işitildi: “Ali gibi yiğit, Zülfikar gibi kılıç olmaz.”

Hz. Ali Uhud Savaşında müşrikler tarafından bir kaç defa yere düşürülmüş, ama her defasında Cebrail (a.s.) tarafından ayağa kaldırılmıştı. Hayber’in fethi güçlükle gerçekleşmişti. Çünkü Hayber, volkanik bir arazi üzerinde sağlam kalelerden meydana gelmiş bir yerleşim yeriydi. Medine’den sürgün edilen Yahudilerin çoğu burada oturuyordu. Muhasara devam ederken, bir gün Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

“Yarın sancağı öyle birisine vereceğim ki, Allah ve Resulü onu sever, o da Allah ve Resulünü sever. Allah onun eliyle fethi gerçekleştirecektir.”

Bu söz üzerine mücahidleri bir merak sardı. Kimdi bu büyük şerefe nail olacak insan? Sahabîlerden birçoğu bu şerefe kendilerinin erişmesini arzuluyordu. Bunlardan biri de Hz. Ömer’di. Bu hâdise için, “Kumandanlığı o günkü kadar hiç bir zaman arzu etmedim. Sancak için çağırılırım ümidiyle bekledim” demiştir.

Herkes dört gözle sabahı bekliyordu. Nihayet beklenen an geldi. Peygamberimiz, “Sancağı getirin” buyurdu. Sancağı getirdiler. Resulullah (a.s.m.), “Ali nerededir?” buyurdu. Hz. Ali geldi, fakat gözlerinden rahatsızdı. Resulullah mübârek eliyle gözlerini meshetti. “Allah’ım! Sıcağın ve soğuğun sıkıntısını Ali’den gider” diye dua etti. Sonra da “Allah sana fethi nasip edinceye kadar yürü!” buyurdu. Gözlerinin ağrısı geçen Hz. Ali hedefe doğru ilerledi.

Hz. Ali, Resulullahın beyaz sancağını Hayber kalesinin önüne dikti. Bu arada Hayberlilerin kuvvetli ve cesur bir adamı kabul edilen Merhab, askerleriyle birlikte kaleden çıktı. İki kat zırh giymiş ve iki adet de kılıç kuşanmıştı. “Ben,” diye kükredi, “arslanları bile kılıç ve mızrakla yere seren biriyimdir.” Hz. Ali ise, “Ben de annemin bana Haydar adını taktığı insanım. Cesarette ormandaki en heybetli aslanlar gibiyim. Sizi yaşatmayacak, yere sereceğim” diye haykırdı.

Yapılan teke tek mücadelede Hz. Ali, Yahudilerin en kuvvetli adamı Merhab’ı ikiye bölerek yere serdi. Manzarayı gören Resulullah, “Sevininiz, artık Hayber’in fethi kolaylaştı” buyurdu. Bunun üzerine mücahitler hep birden hücuma geçip kaleyi ele geçirdiler.

Hz. Ali, pek ağır olan kalenin demir kapısını yerinden söküp kalkan olarak kullandı. Harp bitince kapıyı yere bıraktı. Fakat sekiz kişi kapıyı yerden kaldıramadı.

Hz. Ali, Tebük Savaşı hariç, Peygamberimizle birlikte bütün savaşlara katıldı. Bu savaşa katılmamasının sebebi de Resulullahın Medine’de, onu yerine vekil bırakmasıydı.

HZ. ALİ’NİN HZ. FATIMA İLE EVLİLİĞİ

Hz. Ali’nin bu faziletlerinin yanı sıra Peygamber Efendimizin en küçük ve en sevgili kızı Hz. Fâtima ile evlenmesi de onun için pek büyük bir şereftir. Peygamber Efendimizin Medine’ye teşriflerinden beş ay sonra Hz. Fatima, Hz. Ali ile nikâhlanmış, Hicretin 2. yılında Bedir Savaşından sonra da evlenmişler

dir.

Düğün için Resulullah (a.s.m.) Hz. Bilâl-i Habeşi’ye, “Dört beş avuç un ekmek yapılsın ve bir deve yavrusu kesilsin!” diye emretmiş. Bilâl-i Habeşi Hazretleri der ki,

“Ben yemeği getirdim, mübarek elini üstüne vurdu. Sonra Sahabeler taife taife gelip yediler gittiler. O yemekten geri kalan miktar için de dua etti. Bütün hanımlarına birer kâse gönderildi. Ayrıca emretti ki, “Hem yesinler, hem de yanlarına gelenlere yedirsinler.”

Evet böyle mübârek bir evlilikte, elbette böyle bir bereket lâzımdır ve vukuu katidir. Birer sene arayla bu mübarek evlilikten Hz. Hasan ve Hüseyin’in dünyaya gelişi, Peygamber Efendimizi çok sevindirdi. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) nur torunları Hz. Hasan ve Hüseyin’i son derece sever, onları omuzlarına alır, taşırdı. Ve haklarında şöyle buyururdu:

“Onlar benim dünyada öpüp kokladığım iki reyhanımdır.”

HZ. ALİ’NİN HALİFELİĞİ

Hz. Osman’ın şehid edilmesi üzerine karışıklık sürüp gidiyordu. Asiler, Hz. Osman’ın yerine kime halife olmasını teklif etmişlerse hep red cevabı aldılar. Kimse böyle bir zamanda hilafeti almak istemiyordu. Nihayet fitnenin daha fazla yayılmaması için Medineliler bir araya gelerek Hz. Ali’nin halifeliğinde ittifak ettiler. Hz. Ali kabul etmek istemediyse de, karışıklığın önünü almak, fitne ve fesadı önlemek için bu ağır mesuliyeti kabul etmek zorunda kaldı.

Hz. Ali’yi bekleyen müşküller pek çoktu. Ilk önce her tarafa kendi tayin ettiği valileri gönderdi. Tayin ettiği vâlilerin hepsi de idarecilik hususunda liyakatliydi. Hz. Ali, valilerine güveniyordu. Onları vazifelerine gönderirken birtakım tavsiyelerde bulundu.

Hz. Ali, adâletin mutlaka yerini bulması çok titiz davranırdı. Makam ve mevkileri ne olursa olsun, hukuk ve hakim karşısında insanların eşit olduğunu bizzat kendi hayatıyla ispatladı. Mü’minlerin halifesi olduğu halde, bir Yahudi ile muhakeme edilmekten çekinmedi. Şöyle ki:

Hz. Ali, Sıffin Savaşına giderken yolda zırhını kaybetmişti. Harp bitip, Kûfe’ye döndüğünde, zırhını bir Yahudi’nin elinde gördü. Yahudi’ye şöyle dedi:

“Bu benim zırhımdır. Onu ne birine sattım, ne de hediye ettim.” Yahudi, “Bu benim zırhımdır ve benim elimdedir” dedi. Hz. Ali, isteseydi zırhı ondan hemen alabilirdi. Fakat kesin olarak kendisi haklı da olsa, meselenin hâkim önünde halledilmesini teklif etti, “O halde hâkime gidelim” dedi. Birlikte hâkime gittiler. Hâkim, adaletiyle tanınan Kâdı Şureyh’ti. Hz. Ali huzura girdiğinde, hâkimin yanı başına geçip oturdu ve bu hareketinin sebebi olarak da, “Hasım Yahudi olmasaydı, elbette onunla aynı yerde otururdum. Fakat ben Resulullahtan, ‘Allah’ın onları küçülttüğü yerde siz de onları küçültün’ buyurduğunu işittim” dedi.

Kâdı Şureyh, Hz. Ali’ye, “Ey Mü’minlerin Emiri! Aranızdaki mesele nedir?” dedi.

Hz. Ali, “Şu Yahudinin elindeki zırh benim zırhımdır. Ben onu ne birine sattım, ne de hediye ettim.”

Meseleyi anlayan Kadı, Hz. Ali’ye, “Bu iddianı ispat edecek delilin var mı?” diye sordu.

Hz. Ali, “Evet, var” dedi. “Hizmetçim Kanber ve oğlum Hasan bu zırhın benim olduğuna iki şahittir.”

Kadı Şureyh, “Oğlun baba için şehadeti caiz değildir” dedi. Hz. Ali, “Cennet ehli birinin şehadeti nasıl kabul olmaz? Ben Resulullahın, ‘Hasan ve Hüseyin Cennet gençlerinin efendileridir’ buyurduğunu işittim” dedi.

Neticede Şureyh, delil yetersizliğinden dâvâyı Yahudi’nin lehine neticelendirdi. Bu büyük adâlet karşısında Yahudi daha fazla dayanamadı ve şöyle demekten kendini alamadı:

“Mü’minlerin Emîri beni hâkime götürdü, kendi tayin ettiği hâkim de kendi aleyhinde hüküm verdi. Ben şehadet ederim ki, bu din haktır. Ve yine ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed de onun Resulüdür. Bu zırh senindir. Devenden düşmüştü, ben de almıştım.”

Hz. Ali, bu neticeye çok sevindi, “Mâdem ki Müslüman oldun, ben de zırhı sana hediye ediyorum” dedi.

HZ. ALİ’NİN ŞEHİD EDİLİŞİ

Hz. Ali, kendisinden önceki üç halifeye bütün gücüyle destek oldu. Üç halife de, mühim meselelerde Hz. Ali ile istişare ederek onun fikrine değer verdiler.

Diğer taraftan, Hz. Ali, Hz. Osman zamanındaki fitne hareketlerinin önlenmesi için elinden gelen gayreti gösterdi. Fakat kaderin bir tecellisidir ki, Hz. Osman’ın şehadetiyle neticelenen hâdiselere mâni olamadı.

Hz. Ali’nin kendi hilafet dönemi de tamamen bir iç karışıklık hüküm sürdü. Müslümanlardan bir kısmı Hz. Ali’yi, bir kısmı Hz. Muâviye’i halife olarak tanıdı. Hz. Muâviye, Hz. Osman’la akraba olduğu için kanuni dâvâ etti. Katillerin cezalandırılmasını istedi. Fakat Hz. Osman’ı kimin öldürdüğü bilinmiyordu. Sadece birkaç kişiden şüpheleniliyordu. Hz. Ali zaman istedi. Şüphe üzerine kısas yapamayacağını söyledi. Katil belirlendiğinde gerekli cezânın verileceğini vaad etti. Ancak Hz. Muâviye acele ediyordu. Neticede iki Sahabi arasında, içtihad farklılığı yüzünden kanlı savaşlar oldu. Birçok Müslüman şehid edildi. Bunun için Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberlik bir türlü temin edilemedi.

Nihayet Hz. Ali’nin Hicretin 40. yılında Kûfe’de şehid edildi. Peygamberimizin yanında Hz. Ali’nin apayrı bir yeri vardı. En sevgili kızını ona nikâhlaması bunu gösterdiği gibi, Peygamberimizin (a.s.m.) onun hakkında şu mübârek hadisleri de bunu gösterir:

“O, Allah ve Resulünü sever, Allah ve Resulü de onu sever.”

“Ali’yi seven beni sevmiş, beni seven Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye kızan bana

kızmış, bana kızan da Allah’a kızmış olur.”

“Ben Ali’denim, Ali de bendendir. “

“Münâfık olan Ali’yi sevmez; mü’min olan da ona kin duymaz.”

“Yâ Ali, sen dünyada ve âhirette benim kardeşimsin.”

“Ali’ye söven bana sövmüş olur.”

Adana anal escort Çukurova anal escort Seyhan anal escort Ankara anal escort Mamak anal escort Etimesgut anal escort Polatlı anal escort Pursaklar anal escort Haymana anal escort Çankaya anal escort Keçiören anal escort Sincan anal escort Antalya anal escort Kumluca anal escort Konyaaltı anal escort Manavgat anal escort Muratpaşa anal escort Kaş anal escort Alanya anal escort Kemer anal escort Bursa anal escort Eskişehir anal escort Gaziantep anal escort Şahinbey anal escort Nizip anal escort Şehitkamil anal escort İstanbul anal escort Merter anal escort Nişantaşı anal escort Şerifali anal escort Maltepe anal escort Sancaktepe anal escort Eyüpsultan anal escort Şişli anal escort Kayaşehir anal escort Büyükçekmece anal escort Beşiktaş anal escort Mecidiyeköy anal escort Zeytinburnu anal escort Sarıyer anal escort Bayrampaşa anal escort Fulya anal escort Beyoğlu anal escort Başakşehir anal escort Tuzla anal escort Beylikdüzü anal escort Pendik anal escort Bağcılar anal escort Ümraniye anal escort Üsküdar anal escort Esenyurt anal escort Küçükçekmece anal escort Esenler anal escort Güngören anal escort Kurtköy anal escort Bahçelievler anal escort Sultanbeyli anal escort Ataşehir anal escort Kağıthane anal escort Fatih anal escort Çekmeköy anal escort Çatalca anal escort Bakırköy anal escort Kadıköy anal escort Avcılar anal escort Beykoz anal escort Kartal anal escort İzmir anal escort Balçova anal escort Konak anal escort Bayraklı anal escort Buca anal escort Çiğli anal escort Gaziemir anal escort Bergama anal escort Karşıyaka anal escort Urla anal escort Bornova anal escort Çeşme anal escort Kayseri anal escort Kocaeli anal escort Gebze anal escort İzmit anal escort Malatya anal escort Manisa anal escort Mersin anal escort Yenişehir anal escort Tarsus anal escort Mezitli anal escort Erdemli anal escort Silifke anal escort Akdeniz anal escort Anamur anal escort Muğla anal escort Bodrum anal escort Milas anal escort Dalaman anal escort Marmaris anal escort Fethiye anal escort Datça anal escort Samsun anal escort Atakum anal escort İlkadım anal escort Adıyaman anal escort Afyonkarahisar anal escort Ağrı anal escort Aksaray anal escort Amasya anal escort Ardahan anal escort Artvin anal escort Aydın anal escort Balıkesir anal escort Bartın anal escort Batman anal escort Bayburt anal escort Bilecik anal escort Bingöl anal escort Bitlis anal escort Bolu anal escort Burdur anal escort Çanakkale anal escort Çankırı anal escort Çorum anal escort Denizli anal escort Diyarbakır anal escort Düzce anal escort Edirne anal escort Elazığ anal escort Erzincan anal escort Erzurum anal escort Giresun anal escort Gümüşhane anal escort Hakkari anal escort Hatay anal escort Iğdır anal escort Isparta anal escort Kahramanmaraş anal escort Karabük anal escort Karaman anal escort Kars anal escort Kastamonu anal escort Kırıkkale anal escort Kırklareli anal escort Kırşehir anal escort Kilis anal escort Konya anal escort Kütahya anal escort Mardin anal escort Muş anal escort Nevşehir anal escort Niğde anal escort Ordu anal escort Osmaniye anal escort Rize anal escort Sakarya anal escort Siirt anal escort Sinop anal escort Sivas anal escort Şanlıurfa anal escort Şırnak anal escort Tekirdağ anal escort Tokat anal escort Trabzon anal escort Tunceli anal escort Uşak anal escort Van anal escort Yalova anal escort Yozgat anal escort Zonguldak anal escort
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.