Dolar 32,4847
Euro 34,5827
Altın 2.482,13
BİST 9.566,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Az Bulutlu
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Çar 19°C
Per 19°C
Cum 16°C
Cts 18°C

Batı Dünyasının İslama Karşı En Çok Korktuğu Senaryo..

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Batı’nın İslam ve Müslümanlara karşı planlarını çarpıcı şekilde deşifre etti. Karaman, Batı’nın Müslümanlara karşı uyguladığı planın “Ne kendileri olsunlar, ne de bizden olsunlar” şeklinde olduğunu dile getirdi.

Batı Dünyasının İslama Karşı En Çok Korktuğu Senaryo..
Ağustos 27, 2023 12:38 pm | Son Güncellenme: Ağustos 27, 2023 12:48 pm
53

Batı ülkelerinin İslam ve Müslümanlara karşı iki yüzlü ve düşmanca tavırları sıkça karşımıza çıkan sıkıntılardan biri… 

Yeni Şafak Gazetesi’ndeki köşesinde Batı’nın İslam ve Müslümanlara karşı tavrını kıymetlendiren Hayrettin Karaman, ” ‘Dün sömürgecilik yolu ile yaptığı gibi bugün de yeni dünya düzeni/küreselleşme formülüne (hilesine) dayanarak İslâm ülkelerini sömürmeye, onları kendi menfaati istikametinde yönlendirmeye devam edebilmek için Batı’nın uyguladığı plan şudur: ‘Ne kendileri olsunlar, ne de bizden olsunlar’.” sözlerini kullandı.

Kurulan bu sistemin Müslümanlar tarafından bozulması mümkünlüğünün Batı’yı ürküttüğünü söyleyen Karaman, “Safları sıklaştıralım, küfrün -İslâm’a karşı- tek millet olduğunu unutmayalım, sen ben davasını bırakalım, düşmanın oyununa gelmeyelim.” çağrısını yaptı.

İşte Hayrettin Karaman’ın “Batı, İslâm ve Müslümanlar” başlıklı o yazısı; 

Batı diye tabir edilen kültür, medeniyet ve sistem havzası içinde yaşayan insanların dinlileri ve dinsizleri, her iki kümenin da sonu gelmez çeşitleri ve farklı istikametleri vardır. Bu farklılıklar içinde yer alan insanların İslâm hakkındaki bilgi ve kanaatleri, ona karşı halleri konusunda genelleme yapmak yanılgılı olacağı üzere Müslümanların Batı insanı hakkında genelleme yapmaları da gerçek değildir.

Kanaat, hal ve ilgi, insanları ve gurupları gerçek olarak tanıdıktan sonra belirlenmelidir. Batı’nın İslâm Doğu’ya karşı -kültür ve milletlerarası ilgiler siyaseti bakımından- tavrı Batı beşerinin tutum ve tavrı kadar karmaşık, teşhisi ve tayini güç bir mahiyette değildir. Batı, kendine nazaran kalkınmasını gerçekleştirirken ve gerçekleştirdikten sonra İslâm Doğu ile iyi/adil/insani ilgiler kurmak yerine onu sömürme, gücünü ve zenginliğini onun ziyanı ve zayıflaması değerine elde etme yolunu seçmiştir.

Dün sömürgecilik yolu ile yaptığı üzere bugün de yeni dünya düzeni/küreselleşme formülüne (hilesine) dayanarak İslâm ülkelerini sömürmeye, onları kendi menfaati istikametinde yönlendirmeye devam edebilmek için Batı’nın uyguladığı plan şudur: “Ne kendileri olsunlar, ne de bizden olsunlar”.

İlginizi Çekebilir   İslama Saldırılar Neden Artıyor?

İslâm ülkeleri, hangi bütünleşme kümesi içinde olursa olsun Batılı ile eşit hale gelirse sömürenler sofrasına çok nüfuslu yeni üyeler oturacak, pasta küçülecek, büyütme imkânları da daralacaktır. Müslümanlar kendileri olur, kimlik ve kişiliklerini bulur, öz kültür ve medeniyetlerine sahip çıkarlarsa dünyanın güç istikrarı bozulacak, güdülen koyunlar çoban olacak, piyonlar şahlığa, vezirliğe soyunacaklar, Müslümanlar “kültürde, medeniyette, bilimde, teknolojide, askeri güçte, dünya nimetlerini meşru paylaşmada… biz de varız” diyeceklerdir.

Böyle bir oluşum bütün nizamları altüst eder, düzenbazların oyunlarını bozar. Şu halde Batı ne edip edecek, İslâm Doğuya karşı uygulamakta olduğu planı engelleyecek her teşebbüsün, her gelişmenin önüne geçecek, bütün yolları deneyerek buna mani olacaktır.

Sömürgeci Batı’ya nazaran AK Parti’ye/Erdoğan’a iktidar olma bahtı baştan verilmemeli idi, madem bu engellenemedi devamı engellenmelidir. Onun iktidara gelmesi, Türkiye’deki laik rejimin çökmenin eşiğine gelmesi ve Türkiye’nin Batı lehine olan ilgilerinin tehlikeye girmesi manasına gelir. Bu yüzden Türkiye’deki seküler güçler, İslâm tehlikesine karşı birleşmek zorundadırlar… Hâsılı:

Türkiye İslâm’a dönmemelidir, bu (İslâm) Batı için tehlikedir, laik (Batı’nın izinde) bir yol izlemelidir, Erdoğan/AK Parti iktidarı ülkenin adım adım İslâmîleştirmesi bakımından bir tehdit olduğu için bizim yolumuzda olanlar birleşmeli, bu iktidarı yıpratmalı ve düşürmelidirler. Şayet onların buna gücü yetmez ve millet kendine dönmek ve kendi olmakta ısrar ederse bizim yolumuz ve sistemimizin bekçisi olan güçler duruma müdahale etmeli ve değişimi engellemelidir. Bu da olmuyorsa Batı’nın şahsen işe el koyması, birtakım önderleri öldürterek, ülkede karışıklıklar çıkararak, komşuları ülkenin üzerine kışkırtarak, ambargolar koyarak, daha olmadı direkt asker sevk edip ülkeyi işgal ederek değişim engellenmelidir…

Batı için tehlikeli olan, ülkede -kısmen- şeriatın uygulanması (bu mânâda ülkede şeriata dönülmesi) değildir; bu türlü olsaydı Suudi Arabistan başta olmak üzere ülkelerinde (kısmen) şeriatı uygulayanlar ile uğraşırlardı. Onlar için tehlikeli olan, sistemden (sömürü aracı olan dünya düzeninden) çıkmaktır, bu sisteme karşı alternatif oluşturmaktır, bu nizamın bozucu, çürütücü, yozlaştırıcı plan ve hareketlerine karşı direnmektir.

İlginizi Çekebilir   Diyarbakır'da 9 Kişinin Öldüğü Olayda Ürperten detay..

Bütün bu olupbitenler karşısında bu ülkenin Müslümanları, amacın belirli bir parti değil, İslâm olduğunu, ülkeyi adım adım İslâm’a götürecek her örgüt, program ve aksiyonun Batı için tehlike oluşturduğunu, bugün Erdoğan’a karşı Batıcıları birleşmeye çağıran Batı’nın yarın İmam-Hatiplere, cemaat ve dernek faaliyetlerine, hâsılı her çeşit İslâmî hizmet faaliyetine karşı çıkacaklarını ve zinde güçlerini bunlara karşı kışkırtacaklarını -halen de saklı açık bunu yapmakta olduklarını- anlamayacak, hâlâ birbirleri ile uğraşmaya ve yekdiğerini çelmelemeye devam edecekler mi? Müslümanlar bu tefrika içinde güç harcarken atı alan Üsküdar’ı geçerse Allah onlardan bunun hesabını sormayacak mı?

Safları sıklaştıralım, küfrün -İslâm’a karşı- tek millet olduğunu unutmayalım, sen ben davasını bırakalım, düşmanın oyununa gelmeyelim. Her ülkenin şuurlu Müslümanları İslâmî hayatı güçlendirmenin ve en geniş çerçeveli İslâm kardeşliğini oluşturmanın yollarını arasın. Milyonların imanı ve birliği o denli bir güçtür ki, tarih boyunca onu sindirecek bir silah icat edilememiştir. “Hümanistler” bizim, Müslümanlar ve öbürleri diye ayrımcılık yaptığımızı, bütün insanların kardeşliğine çağırmak yerine İslâm kardeşliğine çağırmanın insani olmadığını düşünebilirler. Hayal değil de gerçeğin peşinde olacaksak kardeş olmak için insan olmanın yetmediğini görmemiz gerekir.

Bütün insanların natürel haklarını elde etmeleri ve adaletin hâkim olduğu bir dünyada yaşamaları, dünya tertibini, gerçek ve kâmil Müslümanların denetim etmelerine bağlıdır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.