Dolar 17,9331
Euro 18,4099
Altın 1.039,38
BİST 2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
28°C
Hafif Yağmurlu
Pts 30°C
Sal 30°C
Çar 31°C
Per 31°C

Adana escort Ankara escort Bursa escort Antalya escort İzmir escort Mersin escort Samsun escort Gaziantep escort Eskişehir escort Bodrum escort Denizli escort Kayseri escort Konya escort Kuşadası escort Alanya escort İzmit escort Kocaeli escort Malatya escort Diyarbakır escort escort Beylikdüzü escort Ataköy escort Bakırköy escort Avcılar escort Şirinevler escort Bahçeşehir escort Merter escort Mahmutbey escort Kayaşehir escort Büyükçekmece escort Küçükçekmece escort Başakşehir escort Halkalı escort Esenyurt escort Sarıyer escort Bahçelievler escort Yenibosna escort dubai escort girl krypton escort seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle porno izle paply.org

Bütün İnsanların Yardıma Muhtaç Olduğu Tek Yer..

Bütün İnsanların Yardıma Muhtaç Olduğu Tek Yer..
A+
A-
Mayıs 13, 2021 6:31 pm
129

Herkesin yardıma muhtaç olduğu yer neresidir?

İnsanlar, dünyada karşılaştıkları musîbet anlarında dostlarını ve akrabalarını ararlar. Başlarına gelen sıkıntıya göre; yardımı dokunabilecek, güçlü, imkân sahibi bir kişiye sığınırlar.

Hâlbuki, âhirette herkes yardıma muhtaç vaziyettedir. Cenâb-ı Hak muhtelif âyetlerde bunu hatırlatır:

“O gün; dostlar (bile) birbirlerine düşman kesilirler, takvâ sahipleri istisnâ!” (ez-Zuhruf, 67)

“O gün; dostun dosta hiçbir faydası olmaz, kendilerine yardım da edilmez.” (ed-Duhân, 41)

Yine âyet-i kerîmede cehennemliklerin şu itirafları bildirilir:

“Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var, ne de yakın bir dostumuz!” (eş-Şuarâ 100-101)

Kıyâmet günü, hesap-kitap günüdür. Çok zor ve dehşetli bir gündür. Peygamberlerin bile tebliğden hesap verecekleri bir gündür. Bu dünyada Cenâb-ı Hakk’a dost olanlar için âyette buyurulmaktadır ki:

اَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ
وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ

“İyi bilin ki, Allâh’ın dostlarına asla korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.” (Yûnus, 62)

O hâlde;

Şu fânî ömrümüzde en mühim tahsil, en faydalı vazife ve en elzem mesele, Cenâb-ı Hak ile dost olabilmektir.

Cenâb-ı Hak ile dostluk için, İslâm’ı hayatın bütün safhalarında yaşamak îcâb eder. Rabbimiz’in tâlimatlarını bi-hakkın ihlâs ile edâ etmek gerekir.

Her sene, ilâhî bir lütuf olarak, bize âhiret iklimini ve ona hazırlanmayı hatırlatmak için bir rahmet mevsimi geliyor: Üç aylar…

Haram aylardan biri olan, aynı zamanda Regāib ve Mîrac kandilleriyle uhrevî mevsimi başlatan Receb-i şerif;

Berat Gecesi’ni merkezinde bulunduran, Efendimiz’in en çok oruçlu geçirdiği Şâbân-ı şerif ve,

Rahmet ve mağfiretin tuğ­yân ettiği Ramazân-ı şerif… Kur’ân, oruç ve infak mevsimi… Bin geceden hayırlı Kadir Gecesi’ne hazırlık ve onu idrâk etmeye gayret… Ardından yine ümmet-i Muhammed’i sevindirerek nâil olunan bir bayram sevinci…

Bu mevsimi hakkıyla idrâk edebilene ne mutlu!

Bu mevsim, öyle mânevî ikramlarla, öyle uhrevî fırsatlarla dolu ki, Cebrâil -aleyhisselâm- Peygamberimiz’e;

“Ramazân’a erişip de günahları affedilmeyen kimse rahmetten uzak olsun!” demiştir. (Bkz. Hâkim, IV, 170/7256; Tirmizî, Deavât, 100/3545)

Bu mübârek mevsim, Ce­nâb-ı Hak ile dostlukta mesafe katedebilmek için çok mühim bir imkân. Tekrarının nasip olup olmayacağı ise meçhul…

Geçen sene üç aylarda, Ramazân-ı şerifte, aramızda bulunan nice kardeşimiz vardı ki; bu sene bu ikram mevsimine kavuşamadan ömürlerini tamamladılar, vefât ettiler. Tefekkür etmeliyiz bizim için bu üç aylar acaba son mudur?

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, her namazı; hayata vedâ eden bir kişinin son namazını kılarken duyacağı bir huzur ve huşû ile kılmayı tavsiye buyurmuştur.

Üç ayları da, bir daha idrâk etme fırsatı ele geçmeyecekmiş gibi bir dikkat ve riâyetle edâ edersek, istifâdemiz artar, tekrarına nâil olursak, bi-iznillâh daha feyiz ve bereketli bir idrâke mazhar oluruz.

Cenâb-ı Hakk’a dostluk nasıl mümkün olur?

Kur’ân ve Sünnet’in muhtevâsında, Cenâb-ı Hakk’ın râzı olduğu, muhabbet ettiği fiiller tâdâd edilmiştir. Kullara düşen, bu vasıfları tâlim edip hayata geçirmektir.

Âhiret Endişemiz Var mı?

Ahiret İnancının Delilleri Nelerdir?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.