Dolar 17,9602
Euro 18,2794
Altın 1.024,64
BİST 2.913,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Açık
İstanbul
32°C
Açık
Per 31°C
Cum 30°C
Cts 30°C
Paz 29°C

Adana escort Ankara escort Bursa escort Antalya escort İzmir escort Mersin escort Samsun escort Gaziantep escort Eskişehir escort Bodrum escort Denizli escort Kayseri escort Konya escort Kuşadası escort Alanya escort İzmit escort Kocaeli escort Malatya escort Diyarbakır escort escort Beylikdüzü escort Ataköy escort Bakırköy escort Avcılar escort Şirinevler escort Bahçeşehir escort Merter escort Mahmutbey escort Kayaşehir escort Büyükçekmece escort Küçükçekmece escort Başakşehir escort Halkalı escort Esenyurt escort Sarıyer escort Bahçelievler escort Yenibosna escort dubai escort girl krypton escort seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle porno izle paply.org

Gaspıralı İsmail Bey Kimdir? Gaspıralı İbrahim Bey’in Hayatı

A+
A-
Haziran 3, 2021 11:24 am
101
Gaspıralı İsmail Bey Kimdir? Gaspıralı İbrahim Bey’in Hayatı

Dilde, işte, fikirde birlik diyerek çıktığı birlik yolunda, Kırımlı İsmail Bey pek çok ihanete uğradı, parasız kaldı ama yine de idealinden vazgeçmedi.

Osmanlı Devletinin Eğitim Kurumları Nelerdir?

Gaspıralı İsmail Bey Kimdir?

İsmail Gaspıralı, kendi imkanları ile açtığı matbaada, Türk dünyasının ortak sesi olan Tercüman gazetesini çıkardı. Birliğin yolunun eğitim olduğunu farkında olup Usul-u Cedid adını verdiği ve Türkçeyi kırk günde öğreten bir sistem kurdu. Bu okullar o kadar başarılı oldu ki okulların sayısı Müslüman dünyasında beş bini geçti. Rus kültürünün baskısı altında Türklüklerini unutan soydaşlarına yol gösteren konferanslar düzenledi. Hatta 28 Ağustos 1905 yılında I. BÜTÜN RUSYA MÜSLÜMANLARI KURULTAYI başkanı idi. Yani sadece soy ile değildi mesele. İsmail Bey, kendini aşan o kadar önemli işler yapmıştır ki II. Meşrutiyet ilanından sonra İstanbul’a gelme fırsatı bulup Jön Türkler ile temasa geçmiştir. Üstelik, çocukluğunda en büyük hayali şerefli bir Osmanlı subayı olmaktı ama dünyadaki tüm Müslüman Türkleri etkileyen fikir babası haline geldi. Biz şimdi, bu çok yönlü fikir adamını tanıtacağız bu yazıda. Önce hayatını anlatacağız, daha sonra hayatıyla paralel olarak tüm dünyasını ama öncelikle Türk dünyasını etkileyen fikirlerini sunacağız.

Gaspıralı İsmail Bey’in Hayatı

21 Mart 1851 doğumludur. Doğum yeri, Kırım’da bulunan Avcıköy adındaki bir yerleşim yeridir. İsmail Bey’in, Gaspıralı lakabı babasından gelir, babası Kırım’ın şirin bir sahil kasabasındaki Gaspıra köyünden Mustafa Alioğlu adındaki teğmendir. Çarlık ordusundaki görevinden emekli olarak ayrılan Mustafa Alioğlu, köklü bir aileden gelen Fatma Sultan ile evlidir.

İsmail Bey doğduğunda Çarlık Rusya yönetiminde I.Nikolay vardı. Bu dönemde yüksek öğretim kurumlarının sayısında hızlı bir artış olmuştur. Ayrıca bu yıl, Yurt Yıllıkları başta olmak üzere bilimsel yayınlar çıkmış ama en önemlisi Rus toplumunun acılarını ve hazlarını dünyaya tanıtan yazar kuşağının yani Puşkin, Lermontov, Turgenyev, Gogol, Dostoyevski’nin doğdukları yıldır. İsmail Bey, bu yazarlardan Turgenyev’in de asistanlığı yapacaktır.

İsmail Bey, önce Müslüman bir yerel okula giderek eğitim hayatına başladı. Daha sonra Akmescid Erkek Gimnazyumu’nda eğitim hayatına devam etti. Meslek seçimini askeriyeden yana kullandı. Önce Voronej bölgesindeki askeri okula gitti, eğitimini daha iyi hale getirmek için Moskova Harp Okulu’na gitti.

Gaspıralı’nın Moskova’ya gitmesi onu fikir hayatının şekillenmesinde önemlidir. Rus fikir hayatını yakından tanıma imkânı olurken aynı zamanda Rus aydınlarıyla da fikir alışverişi yapacak ortamı yakaladı. 19.yy döneminde Rus İmparatorluğu kendi içinde önemli dört gelişme yaşamaktaydı: Toplumsal hareketlilik, canlı bir aydın hareketliliği ve bunun sonucunda aydın tartışmaları, son olarak da bu aydın hareketinin siyasal bir örgüt olarak ortaya çıkması. İşte tüm bu hareketlilik içinde Gaspıralı İsmail Bey, bu fikir hareketinde küçük de olsa rol aldı. Ama okulunda ve elbette ülke genelinde hüküm süren Panslavist hareket onda tam tersi etki yaptı. O da bu hareketin tam aksi olan bir düşünceye kapıldı: Tüm Rusya’da bulunan Türkleri uyandırma, hatta belki örgütleme ! Aslında bu fikre kapılarak yaptığı bir hareket de Çarlık Rusyası’ndaki öğrencilik hayatını da bitirdi.

Gaspıralı Osmanlı Devletine Yardıma Gidiyor!

Girit Yarımadası, Panslavist politikanın sonucunda Osmanlı’ya isyan eden Rusların isyanı ile yakıp yıkılıyordu. Gaspıralı İsmail Bey ve arkadaşı Litvanya Tatarı Mustafa Mirza Davidoviç Osmanlı Devleti’ne yardım için Girit’e gitmeye çalıştılar. Ama bu istekleri bir girişimden öteye gidemedi ve Gaspıralı’nın da okuldan atılmasına neden oldu. Bu olay sonucunda 1868 yılında Bahçesaray’a yani memleketine dönen Gaspıralı, Zincirli Medresesinde Rusça öğretmenliği yapmaya başladı. O zamanlar İsmail Bey, 17 yaşındaydı. Bu yaşına rağmen kendisini Rus fikir hayatını anlamaya yöneltti ve bu yönde okumalar yaptı. 21 yaşında, yani 1872 yılında memleketi Kırım’dan ayrıldı. Paris’e giden İsmail Bey, Paris’e giderken İstanbul’u, Viyana’yı, Münih’i ve Stuttgart’ı durak olarak kullandı. Paris’te meşhur Rus aydını ve romancısı Turgenyev’e asistanlık yaptı. Bunun yanında çeşitli işlerde çalışarak hayatını kazandı. 23 yaşında Osmanlı zabiti olma arzusunu daha fazla dizginleyemedi ve İstanbul’a gitti. Bir yıl burada yaşadı ama zabit olmak için orduya başvurusu olumsuz sonuçlanınca yeniden memleketi Kırım’a döndü.

27 Yaşında Doğduğu Yere Belediye Başkanı, Tercüman Gazetesinin Sahibi: Gaspıralı İsmail Bey

1878 yılında 27 yaşında Bahçesaray Belediye Başkanı Yardımcısı, 1879 yılında Bahçesaray Belediye Başkanı idi. 33 yaşına kadar da bu göreve devam etti. 1884 yılına kadar Bahçesaray Belediye Başkanı iken diğer Kırımlılardan farklı fikirlere kapıldı. Onu bu yazıya konu eden faaliyetlerini de otuzlu yaşlarında hayata geçirmeye başladı.

Gaspıralı’nın ilk amacı, başka bir milletin boyunduruğu altında yaşayan soydaşlarının seslerini duyurmaktı. Bunun da en etkili yolunu kullandı: Gazeteler. 1881 yılında, Mustafa Kemal Atatürk Selanik’te gözlerini dünyaya açtığı sıralarda, RUS MÜSLÜMANLIĞI adı altında eskilerin deyimi ile risale, şimdilerin gazetecilik deyimi ile yaz dizisi yayımlamaya başladı. Rusça yazmak zorundaydı. Ama, soydaşlarının hakkını savunurken Türkçe yazması gerektiğini hissediyordu, Rusça değil. Bunun için Rus yetkililerine defalarca başvurdu ama sonuç başarısızdı. En sonunda kendisi, Tiflis ve civarında gazete sayılmayacak kadar küçük sayfalar basıyordu. Aynı zamanda da kendisine aboneler aramakta ve bulmakta idi. Bu arada da hala yetkililere Türkçe (Tatarca) bir dergi/ gazete çıkarma isteğini dile getiriyordu. Çabaları sonunda meyve verdi. 1883 yılında hem Türkçe hem de Rusça gazete çıkarmayı başardı. 22 Nisan 1883 yılında adını TERCÜMAN verdiği Tatarca (Türkçe) ve Rusça dillerindeki gazetesinin ilk baskısını ellerinde tuttu. 1903 yılında haftada iki gün çıkmaya başladı. Gazeteyi basmak için kendi matbaasını kuran ve maddi sıkıntılar yüzünden işçi olarak aile bireylerinin çalıştığı bir gazete için haftada iki gün çıkmak büyük bir başarıydı. Okunuyor, biliniyor ve ilgi çekiyordu. Daha sonra 1912 yılında TERCÜMAN gazetesi günlük olarak çıkmaya başladı. Bu gazetenin önemini şöyle anlamak lazım: Tercüman gazetesi Kırım Tatarlarının ilk Türkçe yayımlanan gazetesi idi. Rusya genelinde ise Türkçe yazılan üçüncü gazeteydi.

İsmail Bey, Rusça ile Türkçenin alfabelerinin farklı olmasından dolayı kendi matbaasını kurmuştu. Arap alfabesi, o zamanlar Osmanlı’nın ve pek çok Türk devletinin kullandığı ortak alfabeydi ve bu matbaa da Arap alfabesini basıyordu. Ama İsmail Bey, bu matbaayı sadece gazetesi için kurmadı. O, bir eğitim devrimi yapmak istiyordu. Yaptı da. Bu reform o kadar önemliydi ki kendisinden sonra ile eğitim sisteminin yetiştirdiği cedidci adındaki grup tarihe adlarını geçirecek işler yaptı.

Ana Dilde Eğitim Her Şeydir!

Fikirleri kısmında değerlendireceğiz zaten ama burada da ufak bir giriş yapmakta fayda var. Gaspıralı, ana dille eğitime çok önem veriyordu. Hatta ana dille eğitim olmadan hiçbir şeyin başarılamayacağından bahsediyordu. Bu bakımdan kendisi 1884 yılında, Bahçesaray’da o zamanlardaki adıyla Kaytaz Ağa mahallesinde bir ilkokul açtı. Amacı, soydaşlarına ana dillerini öğretmek idi. Ama Rus hükümeti bu okula tabii ki maddi destek vermeyecekti. Gaspıralı İsmail Bey, her şeyi cebinden karşıladı: öğretmen yetiştirilmesi, öğretmen maaşları, kitaplar, bina giderleri… Öncelikle durumu şüphe ile karşılayan Bahçesaray halkına kendisini ispatlaması gerekiyordu. Ve yaptı da. Kırk günde Türkçe öğretebileceği iddiasındaydı ve bunu da gerçekleştirdi. Hatta, öğrencisini halk önünde sınav yaptı.

İsmail Bey’in kırk günde okuma – yazma öğrettiği eğitim yöntemi ve Usul-ü Cedid Mektepleri tek başına bir makale ve hatta kitap konusudur. Ümit Polat ve Hakan Kırımlı, akademik çalışmalarının bir kısmını bu yöntem ve Gaspıralı üzerine yaptıkları için, meraklıları en azından temel bilgileri bu değerli araştırmacıların eserlerden okuyabilir. Biz, bu makalede genel hatlardan bahsedeceğiz.

İsmail Bey’in başlangıçta sadece on iki öğrencisi vardı ama öğretim yöntemiyle kırk günde tüm öğrencilerine Türkçe öğretebilmiş (bu on iki öğrencinin öğretmeni Bekir Efendidir ve Bekir Efendi İsmail Bey’in çok yakın bir arkadaşıdır) ve bu öğrencilerin sınavlarını da Bahçesaray meydanında, halkın gözü önünde yapmıştır. Bu hareketi ile sadece Bahçesaray halkının şüphesini yok etmemiş, aynı zamanda Rusya genelindeki tüm Türklerin dikkatini çekmiştir. Bu kitle içinde esnaflar, mollalar ve en önemlisi Yusuf Akçura’nın da soyunun dayandığı Akçura, Hüseyinovlar, Apanaylar gibi zengin tüccar Müslümanlar da bulunmaktaydı. Bu tüccarların katkısından önce daha doğrusu, bu tüccarlara okulun ve yöntemin başarısı duymadan önceki süreçte Gaspıralı’nın tek propaganda aracı Tercüman gazetesi idi. Üstelik ona karşı çıkan ve onu Ruslaştırma sürecinin bir parçası olmakla suçlayan muhalif bir kesim de vardı.

Gaspıralı, kendi bulduğu eğitim yöntemine “Usul-ü Savtiye” adını vermiştir. Kabaca bu yöntemde öğretilmek istenen dile ait harfler ve harflere denk gelen sesler öğretiliyordu. Daha sonra, bütüncül bir yaklaşımla, sözcükler okunuş ve yazılışla öğretilir. Hakan Kırımlı’nın Kırım Tatarlarında Milli Kimlik adlı kitabında bu konuyla alakalı daha detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

Usul-ü Cedid Okulu, Cedidciler ve Kadimciler

 

İsmail Bey, eğitimi insanın kuvvetini ve servetini arttıran temel unsur olarak görür. Bu bakımdan eğitimci kimliği, diğer tüm kimliklerinin üstündedir. Açtığı Usul-ü Cedid okulları da bu inançla çoğalmıştır.

On iki öğrenci ile başladıkları eğitim serüvenine kırk öğrenci ile devam eden Gaspıralı, kendilerine Kadimci denen grupla tartışmalara da bu aşamada başladılar. İsmail Bey, bu grubun saldırılarından kurtulmak ve en önemlisi haksız eleştirilerden sıyrılmak için yöntemini bir de yetişkin eğitimi üzerinde denedi. Yirmi kişilik bir işçi grubunu akşam okulunda kendi geliştirdiği eğitim modeliyle bizzat kendisi eğitmiştir. İşçiler, kırk beş günlük bir eğitim süresinin sonunda yine halka açık bir sınavla okuma – yazma öğrendiklerini kanıtlamıştır. Bu ikinci halka açık sınav sonrasında İsmail Bey’in ününün sınırları Kırım’ı aşmıştır. Pek çok öğretmen, Gaspıralı’nın yanına gelmiş, ondan eğitim almış ve Rusya’nın dört bir yanına dağılıp Tatarca yani Türkçe öğretmişlerdir. Bir yandan da bu eğitim yöntemi, Tercüman gazetesinde bizzat Gaspıralı tarafından tanıtılmaktadır.

Tüm bu çabalar sonucunda 1895 yılında Usul-u Cedid okullarının sayısı ülke genelinde yüzü aştı. İdil Tatarları, Kafkas Müslüman halkları ve yukarıda adı geçen zengin Müslüman tüccarlar sayesinde 1905 yılında ülke genelindeki okul sayısı beş bin civarına kadar dayanmıştı.

İsmail Bey, kızların eğitiminde çok hassastır. Bu eğitim sisteminde de kadınlarımıza ayrıca yer vermiştir. İsmail Bey, Rusya’da ilk okulunu 1884 yılında kızların eğitimi için açmış ve onlarla ilgilenmesi için okulun yönetimine de kız kardeşi Pembe hanımı getirmiştir. 1906 yılında Kırım’da on üç kız okulu bulunmaktayken, Usul-ü Cedid okullarının neredeyse yarısı ise sadece kızların eğitimine odaklanmaktaydı. Gaspıralı, bir kadının neler yapabileceğini farkında idi ve fikirlerini geleceğin annelerine de aşılıyordu.

Okulların Rusya’ya yayılma süreci, bu okula muhalif olan belli bir grubu da ortaya çıkardı: Kadimciler. Kadimciler, Gaspıralı’nın eğitim metodunu Ruslaştırma politikasının aracı olarak görmekteydi. Gaspıralı, bu durumun aksini ispat etmek için çok mücadele etse de Kadimciler, kendisine karşı olan bir grup olarak kaldı tarih sahnesinde.

1905 İhtilali ve Gaspıralı ile Rusya Müslümanlarının Durumu

Yukarıda bahsedildiği gibi Çarlık Rusya’nın aydın çevresi bir süredir deyim yerindeyse kaynamaktaydı. Demokratik ve kapitalist Avrupa’nın sanayi hamleleri ama Rusya’nın hala serflik denen bir nevi kölelik sistemini devam etmesi Çarlık Rusya’nın yönetim şekline olan kinin artmasına neden olmaktaydı. Bu kin, bir siyasi örgüte dönüştü. Köylüler Sosyal Revolüsyoner’i , orta sınıf Kadet’i kurdu. Ama Türklerin böyle örgütleri bulunmuyordu. En azından Ruslarınki gibi bir örgütlenme aşamalarına yeltenmemişlerdi. 1905 İhtilalinden sonra, Çar II. Nikola’nın Duma adı verilen bir temsilciler meclisini kuracağını açıkladığında ciddi bir kargaşa ortaya çıktı.

Bu kargaşa ortamında Müslüman aydınlar CEDİDCİ adını verdikleri örgütler grup kendi soydaşlarını ve dindaşlarını savunmaya başladılar. Ali Merdan Topçubaşı, Yusuf Akçura ve Gaspıralı İsmail Bey de bu düzende yer aldılar. 1905 ihtilali sırasında Gaspıralı 54 yaşındaydı. 54 yaşında da 15 Ağustos 1905 yılındaki Rusya Müslümanları toplantısında başkan seçildi. Tabii Rusya, böyle bir örgütlenmeye izin vermemişti ama yine de bu örgütlenme bir gezi adı altında gerçekleşti. O toplantıda Rusya Müslümanlarının şubelere ayrılmasına ve faaliyete geçmesine karar verildi.

Gaspıralı’nın tüm Rus Müslümanlara olan faaliyetlerinin yanında bir de Kırım için, yani kendi ülkesi için de çalışmaları vardı. Hatta 3 Aralık 1905 tarihinde yapılan Kırım Müslümanları kongresinde de başkanlık görevini yürüttü.

İhtilalden Bir Yıl Sonraki Durum

Gaspıralı’nın Duma’nın kurulmasıyla olumlu bir hava oluşacağı fikrinde olduğunu Hakan Kırımlı başta olmak üzere pek çok Türkolog ve tarihçi kabul etmektedir. İlk Rusya Müslümanları toplantısının izinsiz, bir gezi adı altında gemide yapılması da onun iyimserliğini bozmamıştır. Ama, durum giderek ciddileşecektir.

II. Rusya Müslümanları toplantısında 23 maddelik bir iş birliği anlaşması imzalanmıştır. Bu ittifaktaki en önemli kararın Duma’ya Müslüman mebusların girdirme isteği olduğu konusunda araştırmacılar hem fikirdir. Hatta bu talep için Rus hükümetine toplu bir dilekçe gönderilmiştir. Bu durum, Rus hükümetinin işi biraz daha ciddiye almasını sağlamış olacak ki III. Rusya Müslümanları toplantısı 16 – 21 Ağustos 1906 tarihinde, ilk toplantıdan yedi ay sonra, Rus hükümetinden izinli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu da, katılımı ciddi oradan arttırılmıştır. Bu toplantı, izinli yani resmi bir nitelik kazandığı için Osmanlı topraklarında da duyulmuş ve Türk gazeteciler de Rus gazetecilerle birlikte toplantıyı izlemek için hazır bulunmuşlardır.

Yusuf Akçura, Gaspıralı İsmail Bey ve diğer Müslüman aydınların hazır bulundukları toplantının en önemli gündem maddeleri eğitim ve dindir. Buna göre, Rus Müslümanları Rusça ve kendi dillerinin yanında birleştirici bir güç olarak görülen Osmanlı Türkçesi de okutulacak. Din konusunda da papazlar ile imamların hukuken ve madden aynı derecede olması, ayrıca müftülerin Müslüman halk tarafından seçilmesi oy birliği ile kabul edilmiştir.

Tüm bu gelişmelerden sonra, hala iki dilli çıkan Tercüman gazetesi, İsmail Bey tarafından tek dile, Türkçeye indirilmiştir. Eksiden üstü kapalı, imalı yazılan düşünce yazıları da artık serbestçe ve direkt olarak yazılmaya başlanmıştır.

Tercüman gazetesinin çıkarılmasından beri, eğitimde ve toplumda kadının yeri olmadığında gelişmenin de mümkün olmadığını söyleyen İsmail Gaspıralı, bu durumu 1906 yılında iyileştirmek için medya üzerinden adım attı. Rus Türkleri ve Rus Müslümanları için kızı Şefika Hanım’ın da desteğini alarak ALEM-İ NİSVAN adında bir dergi yayımlamaya başladı Gaspıralı. Bu dergide de İstanbul Türkçesi ağırlıklı olarak kullanılmıştır. İçerik olarak da kadınlara milli düşünceleri aşılayıcı yazıların yanı sıra sağlık konusunda da önemli ve aydınlatıcı yazılar kaleme alınmıştır. Özellikle gebelik, çocuk bakımı, çocuk hastalıkları, kısırlık esas konuları meydana getirmektedir.

İsmail Bey, kadınlar kadar çocukların da eğitimine önem vermiştir. 1906 yılında Tercüman gazetesinin yanında çocuklara özel ALEM-İ SÜBYAN dergisi çıkarmaya başlamıştır. Yine aynı yılda, HA HA HA adını verdiği bir de mizah dergisi çıkararak gençleri hedeflemiştir.

1907 Yılındaki İyimser Hava Yok Olur

 

Rusya 1907 yılında artık mülakat dönemini kaybetmiştir. 1917 yılında gerçekleşecek devrimin bir nevi ayak seslerinin duyulduğu bu zamanlar, Çarlık içindeki milletlerin kimlik bulma çabasını hızlandırmıştır. Gaspıralı, bir eylem adamı olarak, bu çabayı dünya çapına çıkarmıştır. Amacını, dünyadaki tüm Müslümanları toplamak olarak belirlemiş ve bunun için de Kahire’ye doğru yol çıkmıştır. Ama önce bu fikrini, TERCÜMAN üzerinden dünyaya bildirmiştir. Bu esnada 56 yaşındadır.

Bu amacını gerçekleştirmek ümidi ile İstanbul üzerinden Kahire’ye gitmiştir. 1 Kasım 1907 yılında beş yüzden fazla delegenin katılımını sağladığı DÜNYA İSLAM KONGRESİNİ düzenlemiştir. Bir yıl sonra yeniden gelmiştir Kahire’ye. Mısır’da da EN-MAHZA isimli bir gazete çıkarmak istemiş ama maalesef üç sayıdan sonrasını basamamıştır. Çıkarttığı üç sayıdaki yazılar çok değerlidir. Dünyadaki tüm Müslümanların iş birliği içinde olması, bunun nasıl yapılacağı konularını özetle anlatan yazılarını üç sayıdan sonra görememek bir kayıptır.

Gaspıralı, Mısır’daki girişimden yeterli sonuç alamasa da amacından vazgeçmemiştir. 1912 yılında, yani ölümünden iki yıl önce Müslüman nüfusun fazla olduğu Hindistan’ın Bombay kentine giderek Usul-ü Cedid okulu açmış ve yine kendi yöntemiyle kırk günde Türkçe okuma yazma öğretmiştir buradaki Müslümanlara. Hatta oradaki öğretmenler, kendi yönteminin eğitimini vermiştir.

Gaspıralı İsmail Bey ve İstanbul İlişkisi

II. Meşrutiyet ilan edilip Osmanlı, meclisi yeniden açtığında İstanbul’da aydınlar için, Rusya’ya nispeten özgür bir ortam vardı. Bu özgür ortamdan İsmail Bey kendisine yer edindi. İsmail Bey, 1908 öncesinde de Jön Türkler ile temas içinde olduğu için, İstanbul’da tanınıyordu. İstanbul aydınları tarafından da fikirlerine saygı duyulan bir aydındı. Bu saygının nedenlerinden bir tanesi, Hakan Kırımlı’ya göre, İslamcılık, Batıcılık ve Türkçülük akımlarından hepsine, Gaspıralı’nın fikirlerinin bir köşesinden uyması olabilir.

Gaspıralı, İstanbul ile ilişkisini medya üzerinden de sürdürüyordu. Balkanlarda başlayan İstanbul’da da Balkanların işgalinden sonra derneklerle yayılan Milliyetçilik fikri, Gasrpıralı’nın okur kitlesini arttırmış olabilir. Nitekim, bu fikrin bir nevi sözcülüğünü yapan Türk Derneği ‘nin kurucuları arasında olması da bu fikri destekliyor.

Gaspıralı, 1908 yılında Türk Derneği’nin kurucuları arasındaydı. Ardından 1911 yılında Türk Yurdu Derneği ( Cemiyeti) ve onun yayın organı olan Türk Yurdu dergisinde onun adını görmekteyiz.

Bombay’da Bir Türk Okulu

Gaspıralı, 1912 yılının Mart ayında Müslüman topluluğunun sık olduğu Hindistan’ın Bombay şehrinde ömrünün son gezisini gerçekleştirmiştir. Bu gezi sırasında, 40 günde Türkçe okuma yazma öğretmiş, bir okul açmıştır. Hatta öğretmenleri de eğitmiştir ama istediği kalıp sistemini ve okulunu oturtmadan İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştır. Bu da onun son uzun mesafe yolculuğu olmuştur.

58 Sene Vakit Geçirdiği Yurdunda Hayata Gözlerini Yumdu

Gaspıralı, 1914 yılında, teşhis edilemeyen bir rahatsızlık sonucu hayata gözlerini yumdu. Ama ondan önce Rus hükümetinin gözetimine takılmıştır. Sık sık İstanbul’a gidip gelmesi, Müslüman kongrelerinde alınan kararlar ve I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi zaten baskıcı olan Rus hükümetinin daha da dominant hale getirmişti. İsmail Bey’i, Osmanlı topraklarındaki Müslümanlar ile Rus Müslümanlarını birleştirmek suçundan takibe almışlardı. Hatta öldüğü yılda, evini aramış ve bu iddialarına bir dayanak aramışlardır. İsmail Bey bu durumu üst makamlara dilekçe ile bildirse de rahatsızlanıp Alman hastanesine yatmak zorunda kalmıştır.

İsmail Bey, 11 Eylül 1914 yılında hayata gözlerini yummuştur. Ölümü kendi evinde, Bahçesaray’da olmuştur. Tercüman gazetesinin idaresi de vasiyetiyle zaten iki senedir burayı idare eden Hasan Sabri Ayvazov’a bırakmıştır. Ama maalesef 10 Şubat 1918 yılında Tercüman gazetesi, Rus iç işlerinin değişmesiyle kapatılmıştır.

Kısaca Gaspıralı Neyi Amaçlamıştı?

Kendi sözlerinden başlayalım önce : “Büyük Allahım! Altmış üç buçuk sene yaşadım. Bu hayatın otuz beş senesini Müslümanların uyanması, terakkisi, tealisi ve tekâmülü uğrunda sarf ettim. Milletimin selâmet ve saadeti için elimden her ne geldi ise hepsini yaptım. Yarabbi!… Ey büyük Tanrım! Meydana getirmek istediğim birçok şeyler daha vardı… Fakat buna muvaffak olamayacağım… Artık… Artık ne varsa hepsi senin, her şey senin elindedir. Allahım!”

Bu sözler Gaspıralı ölüm döşeğindeyken bizzat onun ağzından dökülen sözlerdi. Otuz beş senesini Müslümanları uyudukları derin uykudan uyandırmak için harcadığını dile getirmişti. Fikir hayatını da bu sözlerden daha iyi özetleyemezdik zaten.

Gaspıralı, Türk, Rus demeden Tüm Müslüman dünyasının kendi gücünü fark etmesini ve artık bu gücünü kullanıp eziyet çekmemesini istemektedir. Kendi vatanında, Rus hükümetinin gücünün önemli bir kısmının Müslümanlar sayesinde olduğunu duyurmak istemiştir.

Müslüman dünyasının, onlara ve tarihlerine yakışmayacak bir şekilde uykuda olduğunu dile getiren İsmail Bey, bunun nedenini de eğitim olarak görmektedir. Ona göre, Müslümanlara, özellikle kadın ve çocuklara, pozitif bilimlerle harmanlanan bir eğitim sunulmalıydı. Bu olmadan da gelişim mümkün olmayacaktı. Zaten öncelikle eğitim alanına el atmasını ve dünyada Kahire, Bombay gibi Müslüman topluluğunun fazla olduğu yerlere okul kurmasının amacı da buydu.

İyi bir eğitimin ortak bir dille olacağını düşünüyordu Gaspıralı. Bu bakımdan da 40 günde Türkçe öğreten bir sistem geliştirmiştir. Aslında, buradaki Türkçe, Türkiye Türkçesi değil, yine Türkçenin bir kolunu oluşturan Tatarcadır. Ama yine de Türkçe dil ailesinde olduğu için pek çok yerde Türkçe denmektedir. Bu yüzdendir ki dile, işte, fikirde birlik derken, dili hep en başa koymuştur. Dilin, bir topluluğu millet yaptığının farkındadır.

Kadınlara, o dönemde, en çok değer veren, hatta onların değerini fark eden ilk ilim adamlarındandı. Kadınlar olmadan bu işi başaramayacağını ve kadının bir nesil yetiştirdiğinin farkındaydı. Cahil kadının, bir topluluğun temelinde dinamitten farksız olduğunun da bilincineydi. Çünkü kadın bir anneydi. Kadınları da, kendi mücadelesine dahil etmiştir. Hatta Türk dünyasını ilk feministlerindedir dersek çok da abartı olmayacaktır.

İsmail Gaspıralı’nın eğitim sisteminden çıkan ve daha sonra kendilerine Cedidciler diyecek olan bir grup Türkiye Cumhuriyeti dahil pek çok Türk cumhuriyeti ve devletinin kurulmasından fikir babası rolündedir. Gaspıralı, fikrin nasıl ölümsüz olduğunun en güzel örneklerindendir.

el çantaları