Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası

Dolar 18,8053
Euro 20,4336
Altın 1.164,91
BİST 5.191,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 6°C
Çok Bulutlu
İstanbul
6°C
Çok Bulutlu
Paz 6°C
Pts 6°C
Sal 7°C
Çar 10°C

Adana escort Ankara escort Bursa escort Antalya escort İzmir escort Mersin escort Samsun escort Gaziantep escort Eskişehir escort Bodrum escort Denizli escort Kayseri escort Konya escort Kuşadası escort Alanya escort İzmit escort Kocaeli escort Malatya escort Diyarbakır escort escort Beylikdüzü escort Ataköy escort Bakırköy escort Avcılar escort Şirinevler escort Bahçeşehir escort Merter escort Mahmutbey escort Kayaşehir escort Büyükçekmece escort Küçükçekmece escort Başakşehir escort Halkalı escort Esenyurt escort Sarıyer escort Bahçelievler escort Yenibosna escort dubai escort girl krypton escort seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle porno izle paply.org

Hz. Hüseyin Kimdir? Nasıl Şehit Edildi? İşte Hayatı..

Ağustos 28, 2020 9:55 pm
375
Hz. Hüseyin Kimdir? Nasıl Şehit Edildi? İşte Hayatı..

Hazret-i Hüseyin radıyallahu anh Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin sevgili ikinci torunu… Hazret-i Ali (r.a.)’ın küçük oğlu… “Şehid” lakabıyla meşhur… Başına gelen acı hadiseler dolayısıyla İslâm ümmetinin yüreklerini sızlatan bir yiğit… “Kerbelâ şehidi” diye tanınan bir sevgili mazlum insan…

O, hicretin 4. yılı Şaban ayının 5. günü Medine-i Münevvere’de doğdu. O günün sevincine melekler de katıldı. Hz. Hüseyin (r.a.)’ın doğduğu eve geldiler. Guruplar halinde ziyaret ettiler ve Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimizle tebrikleştiler. O gün Rasûlullah (s.a.) Hz. Ali’yi kapıda bekçi bıraktı. Kimseyi içeriye almamasını tenbih etti. Meleklerin ziyareti tamamlanınca Efendimiz dışarı çıktı ve bekleyen ashâbını içeriye buyur etti. Hz. Ali (r.a.)’ın ziyarete gelen meleklerin sayısı konusundaki sözü hatırlatıldı. Efendimiz: “Nerden, nasıl bildin ya Ali?” diye sordu. Hz. Ali (r.a.) da: “Melekler gurup gurup geliyorlardı. Her biri ayrı bir dil konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi,” diye cevap verdi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.): “Allah aklını ziyâde etsin ey Ali!” buyurdu.

Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz sevgili torununun kulağına ezan okudu ve adını Hüseyin koydu. Yedinci günü Akîka kurbanı kestirdi. Aynı gün saçlarını traş ettirip kızı Fâtıma’ya verdi ve: “Ey Fâtıma! Hüseyin’in saçları ağırlığınca sadaka ver,” buyurdu. O da oğlunun saçları ağırlığınca gümüşü fakirlere dağıttı.

Hz.Hüseyin (r.a.)’ın doğumu ile ilgili Hz. Abbas (r.a.)’ın hanımı Ümmü’l-Fadl bir gece şiddetli, mihnetli ve korkulu bir rüya gördü. Sabahleyin doğruca Resûl-i Ekrem (s.a.)’in yanına gitti ve: “Ya Rasûlallah! Bir rüya gördüm ve çok korktum,” dedi. Efendimiz (s.a.): “Ne gördün?” dedi. Ümmü’l-Fadl da: “Ya Rasûlallah! Sizin vücudunuzdan bir parçanın kesilip evime konulduğunu gördüm” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.): “Hayır olsun inşaallah! Fâtıma’nın bir oğlu olacak, sen de ona sütünü emzireceksin,” buyurdular.

KİMSEYİ KIRMADAN, İNCİTMEDEN EĞİT

Hz. Hüseyin dünyaya gelince Ümmü’l-Fadl onu alıp eve götürdü ve doyasıya sütünü emzirdi. Ümmü’l-Fadl bir gün çocuğu alıp Rasûlullah (s.a.)’e götürdü. Efendimiz torununu aldı ve kucağına oturttu. Onu öptü, başını okşadı ve sevdi. Çocuk kucakta otururken Efendimizin üzerini ıslattı. Ümmü’l-Fadl buna üzüldü ve çocuğu biraz sertçe tutup Efendimizin kucağından aldı. Çocuk ağlamaya başladı. Rahmet Peygamberi Efendimiz buna dayanamadı ve: “Ey Ümmü’l-Fadl! Allah iyiliğini versin. Sen onu ağlatmakla beni üzdün,” buyurdu.

İki Cihan Güneşi Efendimiz hiç kimsenin üzülmesini istemezdi. O raûf ve rahîm peygamberdi. Kendi aile efradına ve ümmetine çok düşkündü. Onların sıkıntıya uğraması ona çok ağır gelirdi. Bir defasında yine torunu Hüseyin’in ağladığını işitti. Annesi Fâtıma’ya: “Onun ağlamasına üzüldüğümü bilmiyor musun?” buyurdu.

Ne şefkat!.. Ne merhamet!.. Ne edeb!.. Ne ince terbiye!.. Kimseyi kırmadan, incitmeden eğitmek!.. Derin merhametini tatlı sözleriyle belirtmek!.. Allah’ım bizlere de bu inceliği ve merhameti nasip et!.. Amin.

Rahmet ve şefkat peygamberi Efendimiz, torunları Hz. Hasan ve Hüseyin (r.anhüm)’ü çok severlerdi. Bir gün yine onları kucağında oturtup severken Üsame İbni Zeyd (r.a.) gördü. Efendimiz’in onlar hakkında şöyle buyurduğunu işitti: “Allah’ım! Bunlar benim kızımın oğullarıdır. Ben bunları seviyorum. Sen de onları sev. Onları sevenleri de sev,” buyurdu.

ALLAH’I SEVEN HÜSEYİN’İ SEVER

İki Cihan Güneşi efendimiz sokakta oynayan çocuklara da selâm verirdi. Onlarla ilgilenirdi. Bir gün ashabıyla bir yere giderken Hüseyin’in sokakta çocuklarla oynadığını gördü. Biraz hızlıca yürüyerek torununu yakalamak istedi. O da oraya buraya koşuyordu. Efendimiz de hem gülüyor hem de peşinden koşuyordu. Onu tutmağa çalışıyordu. Sonunda Hüseyin’i tuttu. Onun yüzünü mübarek iki eliyle sevdi ve yanaklarından öptü. Ashabına döndü ve: “Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyin’denim! Allah’ı seven Hüseyin’i sever! Hüseyin torunlardan bir torundur,” buyurdu.

Hz. Hasan ve Hüseyin (r.anhüm) efendilerimiz İki Cihan Güneşi Efendimizin şefkat ve merhamet pınarından doyasıya içerek büyüdüler. Dedelerinin yanından hiç ayrılmadılar. Onun mübârek dizlerinde oturarak, onun sevgi dolu gönlünden feyizler alarak yetiştiler. Etrafa nur saçan tebessümleri ve iltifatlarıyla gözlerini, gönüllerini nurlandırdılar. Onun nübüvvet nuruyla geliştiler. Gece-gündüz fırsat bulunca dedelerinin kucağına koşarlardı.

Bir gün Habib-i Kibriya (s.a.) Efendimiz Ümmü Seleme (r.anhâ) annemizin evinde iken Cebrâil aleyhisselâm geldi. Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz Ümmü Seleme annemize: “Ya Ümmü Seleme! Kapıda dur içeriye kimse girmesin,” dedi. O sırada Efendimizin reyhanı Hüseyin geldi ve birden içeri daldı, Rasûlullah (s.a.)’in boynuna atıldı. Efendimiz onu kucağına aldı, öptü ve sevdi. Cebrâil aleyhisselâm: “Onu çok mu seviyorsun?” dedi. Efendimiz de: “Evet!” dedi. Bunun üzerine Cebrâil (a.s.): “İyi ama, ümmetin onu öldürecektir!” dedi. Efendimiz hayretle: “Demek onu öldürecek olanlar mü’minler!..” dedi. Cebrâil (a.s.): “Evet! İstersen onun öldürüleceği yeri sana göstereyim,” dedi ve gösterdi. Oradan bir avuç kızıl toprak alıp getirdi. Efendimiz o toprağı aldı ve kokladı da: “Bu toprak gam ve belâ kokuyor,” buyurdu. Daha sonra toprağı Ümmü Seleme (r.anhâ) annemize emânet olarak verdi ve: “Ey Ümmü Seleme! Bu, torunum Hüseyin’in öldürüleceği yerin toprağıdır. Ne zaman kan haline gelirse o vakit bil ki Hüseyin öldürülmüştür,” buyurarak ileride olacak hadiselere işaret etti.

TASA VE BELA YERİ

İki Cihan Güneşi Efendimiz bu toprağın Kerbelâ toprağı olduğunu söylemişti. Kerbelâ, Irak’ın Kûfe bölgesindedir. Efendimiz bu yeri tasa ve belâ yeri diye vasıflandırmıştır. Bir seferinde Hz. Ali (r.a.) “Sıffîn”e giderken bu mıntıkadan geçmişti. Fırat kenarında bir köy olan Ninova’ya gelince durdu ve burasının adını sordu. Kerbelâ cevabını alınca Hz. Ali (r.a.) gözyaşlarını tutamadı. Sonra şunları söyledi:

“Bir defasında Rasûlullah (s.a.)’in huzuruna gitmiştim. Vardığımda ağlıyordu.

– Ya Rasûlallah! Seni ağlatan nedir?” diye sorduğumda bana: “Az önce Cebrâil aleyhisselâm yanımdaydı. Bana oğlum Hüseyin’in Fırat kenarında Kerbelâ denen yerde öldürüleceğini haber verdi ve o topraktan bir avuç alıp bana koklattı. Gözyaşlarım akıyorsa bu benim elimde değil ne yapayım kendimi tutamadım,” buyurdu.

Hz. Hüseyin (r.a.) ağabeyi Hz. Hasan (r.a.) ile birlikte birçok seferlere katıldı. Hz. Osman (r.a.)’ın evini kuşatan isyancılara karşı halifeyi korumak ve evine su taşımak üzere babası tarafından verilen vazifede bulundu. Babasının halifeliği sırasında beraberinde Kûfe’ye gitti. Şehâdetinden sonra vasiyeti üzerine ağabeyine itaat etti. Hz. Hasan
(r.a.) ile Muâviye (r.a.) halifelik konusunda anlaşınca Hz. Hüseyin bunu içine sindiremedi ve ağabeyi ile birlikte Medine’ye döndü. Kendini ibadete verdi. Zühd ve takvâ üzere yaşamaya gayret etti. Muâviye döneminde fitne çıkarmak isteyen kimselere de fırsat vermedi.

Muâviye (r.a.) 60. h. yılda Şam’da vefat edince oğlu Yezid’e bîat etmedi. Yezid her ne sûretle olursa olsun Hz. Hüseyin ve arkadaşlarından bîat almasını Medine valisi Velid İbni Utbe’den istedi. Vali yumuşak huylu, merhamet sahibiydi. Kendisine Hz. Hüseyin’in öldürülmesi fikri söylenince: “Benim dinimi mi yıkmak istiyorsunuz? Yemin ederim ki Hüseyin’i öldürmek sûretiyle bütün dünyanın mal ve mülküne sahip olacağımı bilsem yine de bunu yapmam,” diyerek reddetti.

Bu haberler üzerine Hz.. Hüseyin (r.a.) 28 Recep 60 h. (4 Mayıs 680 m.) gecesi bütün aile fertleriyle birlikte Mekke-i Mükerreme’ye gitmek üzere yola çıktı.

Kûfeliler Hz. Hüseyin (r.a.)’a bîat etmek için Meke’ye haber gönderdiler. O da amcasının oğlu Müslim İbni Akîl’i incelemelerde bulunmak üzere Kûfe’ye gönderdi. Müslim bir mektup yazarak Kûfelilerin Hz. Hüseyin’e bîat edeceklerini hatta on beş yirmi bin kişinin bîatını onun adına kabul ettiğini bildirdi. Fakat Yezid bu faaliyetleri öğrenince Müslim’i öldürttü. Halk korkudan biatlarını geri aldı. Hz. Hüseyin (r.a.) bu arada geçen hadiselerden haberdar olamadı. İbni Abbas, İbni Zübeyr ve İbni Ömer (r.anhüm) hazarâtı Kûfe’ye gitmemesini tavsiye ediyorlardı. Gerekirse Mekke’de adınıza bîat alırız diyerek görüş beyan ediyorlardı. Fakat kader-i ilâhî’nin önüne geçmek de kimsenin kârı değildi. Bir sevk-i tâbiî ile Hz. Hüseyin (r.a.) 8 Zilhicce 60 h. 9 Eylül 680 m. tarihinde ailesi ve bazı taraftarlarıyla birlikte Kûfe’ye hareket etti.

HZ. HÜSEYİN’İN ŞEHİD EDİLMESİ

Hz. Hüseyin (r.a.) rüyasında Rasûlullah (s.a.)’i gördüğünü ve başladığı işi tamamlamakla emrolunduğunu söyledi. Bunun için amcazâdesi Abdullah İbni Ca’fer’in gitmemesine dair yazdığı mektubuna da cevap vermedi. Yolda Kûfelilerin bîatlarından caydığını ve Müslim İbni Akîl’in öldürüldüğünü duyunca bir ara geri dönmeyi düşündü. Fakat kader tekrar o tarafa yönlendirdi. Kendisiyle beraber gelenlere: “İsteyenlerin ayrılabileceğini,” söyledi. Yanında sadece aile fertleri kaldı. Yaklaşık 72 kişiyle birlikte Kerbelâ’ya vardı. Kûfe valisi Ubeydullah İbni Ziyad Rey valisi Ömer İbni Sa’d’a bir mektup göndererek Hüseyin’in doğrudan kendisine teslim olmasını istedi. Yoksa onunla savaşmasını emretti. Her iki taraf da maalesef anlaşamadı ve savaş hazırlığına başladı.

Hz. Hüseyin (r.a.) gerekli savaş hazırlıklarını yaptıktan sonra atına bindi ve önünde mushaf olduğu halde Ömer’in ordusuna yaklaştı. Kendisinin buraya geliş amacını anlamalarını ve hakkında insaflı hüküm vermelerini istedi. Ömer İbni Sa’d hiçbir şey duymamış gibi davrandı ve aldığı emri yerine getirmek üzere ilk oku fırlattı. Böylece savaş başlamış oldu. Birbirine denk olmayan bu kuvvetler arasında tam bir dram yaşandı. Hz. Hüseyin (r.a.)’ın yirmi üç süvari, kırk piyadeden oluşan askerleri kısa sürede azaldı. Hepsi şehid oldu. Hz. Hüseyin (r.a.) yalnız kaldı. Bu yalnızlıktan yararlanan Sinan İbni Enes en-Nehâî bir harbe attı ve Hüseyin efendimizi yere düşürdü. Kendisi de atından yere atlayarak indi ve Hüseyin efendimizin başını keserek şehid eyledi. 10 Muharrem 61. hicri 10 Ekim 680 m. senede 57 yaşlarında iken kader onu teslim aldı. Vücudunda 33 mızrak yarası ve 33 kılıç darbesi vardı.

Hz. Hüseyin efendimizin şehid edildiği gün Ümmü Seleme (r.anhâ) annemize verilen kızıl toprak kan haline gelmişti. Annemiz onu kan şeklinde görünce: “Eyvâh Hüseyin’im!.. Eyvâh Rasûlullah’ın reyhanı!..” diyerek ağlamaya başladı ve etrafa haber verdi. Bu acı haberi duyan Medine halkı feryatlara boğuldu. O gün yer yerinden oynadı.

Şehidlerin cesetleri ertesi gün Gadiriye köylülerince toprağa verildi.

Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin (r.anhüm) efendilerimiz Rasûlullah (s.a.)’in sevgili torunları olarak hep birlikte anılmışlardır. Efendimizin “İki çiçek demeti” ve “Cennet gençlerinin efendileri” sıfatıyla müslümanlar tarafından daima sevilmiş, sayılmış ve adları çocuklara verilen en yaygın isimler arasında yer almıştır. Onlar yaratılış ve ahlâk itibariyle Rasûlullah (s.a.) Efendimize çok benzerlerdi. Halîm, selîm ve yumuşak huylu idiler. Şefkat, merhamet ve cömert idiler. Buyururlardı ki: “Cömert efendi olur, cimri hor olur. Bu âlemde bir mü’min kardeşinin iyiliğini, kendinden önce düşünen, öbür âlemde daha iyisini bulur.”

DEDELERİNİN YANINA GİRİP ÇIKARLARDI

Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimiz çocuk yaşta iken dedelerinin yanına serbest girip çıkarlardı. Evde olsun, mescidde olsun o ışık kandilinden ayrılmazlardı. Sefere gidip gelen ashâbı onlara hediyeler getirirdi. Dıhye (r.a.) her ticârî seferden dönüşte eli boş dönmezdi. O nur topu sevgili torunlar buna alıştığı için bir gün Cebrâil aleyhisselâm’ı da Dıhye (r.a.)’a benzeterek varıp ellerini koynuna soktular. Rasûlullah (s.a.) mahcup bir şekilde Cebrâil (a.s.)’a: “Ey kardeşim Cebrâil! Sizi ashabımdan Dıhye’ye benzettiler. O her sefer dönüşünde onlara hediyeler getirir deyince Cebrâil (a.s.) oturduğu yerden ellerini uzatıp cennetten bir salkım üzüm ile bir kırmızı nar alıp onlara hediye etti. Hz. Hasan ile Hüseyin sevinerek mescidden çıkarken bir dilenci gelip onlardan istedi. Onlar da vermek istediğinde Cebrâil (a.s.) mani oldu ve: “Ya Rasûlallah! O dilenci şeytandır. Cennet meyveleri ona haram iken hile ile yemek istedi,” dedi. Rasûlullah’ın sevgili torunları böylesine cömert idi.

Hz. Hüseyin efendimizin soyu Ali Zeynelabidin vasıtasıyla devam etmiştir. Hüseyin efendimizin neslinden gelenler “Seyyid” ünvanıyla anılmıştır.

Hüseyin efendimizin başına gelen, yüreklerimizi sızlatan o acı hadiseleri gönüllerimizde hissederek devamlı onun sevgisinin artmasına ve âhirette şefaatına vesile olmasını Rabbimizden niyaz ederiz. Amin.

Adana anal escort Çukurova anal escort Seyhan anal escort Ankara anal escort Mamak anal escort Etimesgut anal escort Polatlı anal escort Pursaklar anal escort Haymana anal escort Çankaya anal escort Keçiören anal escort Sincan anal escort Antalya anal escort Kumluca anal escort Konyaaltı anal escort Manavgat anal escort Muratpaşa anal escort Kaş anal escort Alanya anal escort Kemer anal escort Bursa anal escort Eskişehir anal escort Gaziantep anal escort Şahinbey anal escort Nizip anal escort Şehitkamil anal escort İstanbul anal escort Merter anal escort Nişantaşı anal escort Şerifali anal escort Maltepe anal escort Sancaktepe anal escort Eyüpsultan anal escort Şişli anal escort Kayaşehir anal escort Büyükçekmece anal escort Beşiktaş anal escort Mecidiyeköy anal escort Zeytinburnu anal escort Sarıyer anal escort Bayrampaşa anal escort Fulya anal escort Beyoğlu anal escort Başakşehir anal escort Tuzla anal escort Beylikdüzü anal escort Pendik anal escort Bağcılar anal escort Ümraniye anal escort Üsküdar anal escort Esenyurt anal escort Küçükçekmece anal escort Esenler anal escort Güngören anal escort Kurtköy anal escort Bahçelievler anal escort Sultanbeyli anal escort Ataşehir anal escort Kağıthane anal escort Fatih anal escort Çekmeköy anal escort Çatalca anal escort Bakırköy anal escort Kadıköy anal escort Avcılar anal escort Beykoz anal escort Kartal anal escort İzmir anal escort Balçova anal escort Konak anal escort Bayraklı anal escort Buca anal escort Çiğli anal escort Gaziemir anal escort Bergama anal escort Karşıyaka anal escort Urla anal escort Bornova anal escort Çeşme anal escort Kayseri anal escort Kocaeli anal escort Gebze anal escort İzmit anal escort Malatya anal escort Manisa anal escort Mersin anal escort Yenişehir anal escort Tarsus anal escort Mezitli anal escort Erdemli anal escort Silifke anal escort Akdeniz anal escort Anamur anal escort Muğla anal escort Bodrum anal escort Milas anal escort Dalaman anal escort Marmaris anal escort Fethiye anal escort Datça anal escort Samsun anal escort Atakum anal escort İlkadım anal escort Adıyaman anal escort Afyonkarahisar anal escort Ağrı anal escort Aksaray anal escort Amasya anal escort Ardahan anal escort Artvin anal escort Aydın anal escort Balıkesir anal escort Bartın anal escort Batman anal escort Bayburt anal escort Bilecik anal escort Bingöl anal escort Bitlis anal escort Bolu anal escort Burdur anal escort Çanakkale anal escort Çankırı anal escort Çorum anal escort Denizli anal escort Diyarbakır anal escort Düzce anal escort Edirne anal escort Elazığ anal escort Erzincan anal escort Erzurum anal escort Giresun anal escort Gümüşhane anal escort Hakkari anal escort Hatay anal escort Iğdır anal escort Isparta anal escort Kahramanmaraş anal escort Karabük anal escort Karaman anal escort Kars anal escort Kastamonu anal escort Kırıkkale anal escort Kırklareli anal escort Kırşehir anal escort Kilis anal escort Konya anal escort Kütahya anal escort Mardin anal escort Muş anal escort Nevşehir anal escort Niğde anal escort Ordu anal escort Osmaniye anal escort Rize anal escort Sakarya anal escort Siirt anal escort Sinop anal escort Sivas anal escort Şanlıurfa anal escort Şırnak anal escort Tekirdağ anal escort Tokat anal escort Trabzon anal escort Tunceli anal escort Uşak anal escort Van anal escort Yalova anal escort Yozgat anal escort Zonguldak anal escort
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.