Dolar 16,6448
Euro 17,5156
Altın 980,32
BİST 2.471,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Açık
İstanbul
27°C
Açık
Per 28°C
Cum 28°C
Cts 27°C
Paz 27°C
betexper betexper betexper betexper

Adana escort Ankara escort Bursa escort Antalya escort İzmir escort Mersin escort Samsun escort Gaziantep escort Eskişehir escort Bodrum escort Denizli escort Kayseri escort Konya escort Kuşadası escort Alanya escort İzmit escort Kocaeli escort Malatya escort Diyarbakır escort escort Beylikdüzü escort Ataköy escort Bakırköy escort Avcılar escort Şirinevler escort Bahçeşehir escort Merter escort Mahmutbey escort Kayaşehir escort Büyükçekmece escort Küçükçekmece escort Başakşehir escort Halkalı escort Esenyurt escort Sarıyer escort Bahçelievler escort Yenibosna escort dubai escort girl krypton escort seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle porno izle paply.org

bettilt giriş

casino siteleri
ataşehir escort
anadolu yakası escort bostancı escort bostancı escort bayan kadıköy escort bayan kartal escort ataşehir escort bayan ümraniye escort bayan

Hz. Salih Peygamber Kimdir? Hz. Salih’in kapsamlı hayatı..

A+
A-
22.08.2020
547
Hz. Salih Peygamber Kimdir? Hz. Salih’in kapsamlı hayatı..

Hz. Salih (as) Hayatı

Hud aleyhisselamın peygamber olarak gönderildiği Ad kavmi, asi olup, şiddetli rüzgarla helak edilince; iman ettikleri için bu azaptan kurtulan müminler, kendilerine yeni yurtlar bulmak için çeşitli bölgelere dağıldılar. Bu büyük felaketten kurtulanlardan birisi de, Nuh aleyhisselamın oğlu Sam’ın neslinden gelen Semud idi. Semud ve beraberindekiler, şam ile Hicaz arasında bulunan Hicr mevkiinde yerleştiler. Semud’un torunları, bu beldeden ayrılıp, Ad kavminin helak edildiği yerlere göç ettiler. Hz. Adem Kimdir? Hz. Adem’in Hayatı..

Semud kavmi Ad kavminin helakinden sonra, Semud kavmi onlara halef oldu. Onların yurtlarına yerleşip, imar ettiler. Burada çoğalan Semud’un torunları, önce bir kabile, sonra da büyük bir kavim, topluluk oldular. Dedeleri Semud’a nisbetle, bunlara Semud kavmi denildi. Kur’an-ı kerimde, “Eshab-ül-Hicr” şeklinde zikredilen bu kavim, Ad kavminin devamı olması ve onun yerini alması sebebiyle İkinci Ad diye de anıldı. Semud kavmi on kabile olup, çoğalarak, nüfusları kendilerinden önce yaşayan Ad kavmi kadar oldu. Bu kavim tıpkı Ad kavmi gibi taşları yontup, dağları oyarak kayalara, tepelere saraylar yapıp, ovalara köşkler kurup, bağlar, bahçeler meydana getirdiler. Allahü teala Ad kavmi gibi bunlara da bol nimet ve çok uzun ömür verdi. Meskenlerinde her türlü nimetler içinde yüzüp, üçyüz sene ile bin sene arasında ömür sürdüler. Önceleri bu nimetlere şükrederlerken, sonraları unutup terkederek, zevk ve sefaya düştüler. Üstelik kabile reisleri başta olmak üzere, zulüm ve haksızlığa dayalı çeteler kurup, karışıklıklar çıkardılar. İnsanları ifsat ettiler ve putlara tapmaya başladılar. Hz. Şit Kimdir? Hz. Şit Peygamberin Hayatı..

Kavmin içinde iman sahibi olup, daha önce gönderilen Hazreti Hud’a inananlar, Semudlulara, Allahü tealanın Ad kavmini isyanları sebebiyle nasıl helak ettiğini anlattılar. Reisleri olan Halcan’ın yaptıklarını ve Hazreti Hud’un onlara olan nasihatlerini hatırlattılar. Çok kere bunu dinleyen Semudlular dediler ki: – Ad kavmi kendilerine sağlam binalar yapmadıkları için helak oldular. Zira onlar, evlerini ve çadırlarını kumlar üzerine kurduklarından, esen rüzgar, evlerini ve kendilerini aldı götürdü. Biz ise dağlarda kayaları oyup, sağlam, kapıları demirden olan evler yapıyoruz. Rüzgar onları yıkamaz ve bizlere de zarar veremez. Biz kendi ilahlarımıza, putlarımıza sımsıkı bağlıyız. Onlara her zaman hizmet eder, kurbanlar keseriz. Kavmin reisi Cenda idi. Semudlular birgün toplanıp, reisleri Cenda’ya geldiler ve dediler ki: – Biz kendimiz için ibadet edeceğimiz ilahlar yapmak istiyoruz. Öyle ki, onun bir benzerini Ad kavmi görmemiştir. Nuh’un (aleyhisselam) kavmi de görmedi. Bu hususta fikrinizi almaya geldik. Bunun üzerine, Cenda, onlara izin verip, sanatları olan kaya oymacılığı işinde çalışmalarını söyledi. Semudlular Kesib adındaki dağa çıkıp, büyük bir kayayı yonttular. Ona; göz, sığır göğsü gibi bir göğüs, at ayağı gibi ayaklar yapıp, altın ve gümüş ile kapladılar. Başına da altından yapılmış birtaç koydular. Hz. İdris Kimdir? Hz. İdris Peygamberin Hayatı..

Ayrıca çeşitli mücevherlerle donatıp, karşısına geçerek secdeye kapandılar. Semud kavmi, kendi elleri ile yaptıkları puta kurbanlar adayıp kestiler. Sonra reislerine gidip, onu hazırladıklarını söylediler ve tapınmak için gelmesini rica ettiler. Reisleri Cenda da onların davetini kabul ederek, büyük küçük her kabilenin, reisleriyle beraber, putların yanında toplanmalarını emretti. Çok süslü bir binekle putun önüne gelen Cenda, atından inip secdeye kapandı. O zaman beraberindekiler de yerlere kapandılar. Daha sonra Cenda, bu put için; büyük bir binanın inşa edilerek altın ve gümüşlerle süslenmesini, yerlerin ipeklerle döşenmesini, bir de putlar koymak ve kandiller yakmak için puthane çevresinde çok sayıda evlerin yapılmasını emretti. Hz. Nûh Kimdir? Hz. Nûh Peygamberin Hayatı..

O zaman aralarında bulunan Rabab isimli birisi dedi ki: – Ey reisim! Bu ilahlara hizmet edecek eşraftan kimseler lazımdır. Cenda şöyle cevap verdi: – Semud kavminden nesep, şeref ve her bakımdan üstün kimseleri, puthanemizin hizmetine tayin ettim. Böylece, oraya hizmetçiler ve çok miktarda altın tahsisi yapıldı ve Semudlular, buradaki putlara tapmaya başladılar. Çeşitli isimlerle andıkları putlarına uzun seneler taptılar. Yıllar uzadıkça uzadı ve sürüp gitti. Öyle ki, küçükler ihtiyarladı. Semud kavmi de küfür ve fesatta alabildiğince ileri gitti. Aynı zamanda mal, mülk ve servetler içinde yüzdüler. Hayvanları vadileri doldurdu. Ağaçlar senede iki defa meyve verdi. Her türlü dünya nimetlerinegark oldular. Ahlaksızlık ve zina çok yayıldı. Öyle ki, kadın erkeği zinaya davet ederdi.

Emaneti korumak kalmadığı gibi, yalan, haksızlık, adam öldürme gibi günah işlemede adeta birbirleriyle yarıştılar. Allahü tealanın ikram ve ihsan ettiği bu nimetleri ve bolluğu putlarından bilip, günden güne küfürlerinde azdılar. Semud kavmi, küfür ve fesat üzerinde iken, Salih aleyhisselam dünyayı teşrif etti. Salih aleyhisselam, Semud’un orta halli bir ailesine mensup idi. Fakat nesep, soy itibariyle kavminin en şereflisi idi. Babası Ubeyd muhterem bir zat idi. Salih aleyhisselamın dünyayı teşrifinden önce, babası Ubeyd, birgün puthane önünden geçerken, kendinde tuhaf bir hal hissetti. Evine gelip uyuduğu zaman, gaipten şu sesleri duydu:

– Hak geldi, batıl yıkıldı, Allahü tealanın kulu ve peygamberi Salih aleyhisselam dünyaya gelecektir. Allahü teala onunla insanlara kurtuluş yolunu bildirir. Ubeyd bundan korktu. Başına bazı şeyler geleceğini anladı. Başka birgün puthane önünden geçerken putlardan sesler gelip; “Senin nesebinde, Allahü tealanın dünyaya getirip, peygamberlik vereceği bir zat var” dendi ve o anda, kuvvetli bir rüzgar esti. Bütün putlar yüzüstü düşüp, büyük putun başındaki taç yuvarlandı. Bu hadise üzerine Ubeyd, kavminin kendisine zarar vermesinden korkup, kavminden uzak durdu. Salih aleyhisselam dünyayı teşrif edince, kara, deniz ve sahralarda, ilahi bir ses, onun doğumunu müjdeledi. Doğum gecesinde, rahmet melekleri yeryüzüne indi. Semud’un putları da yüzüstü devrildiler.

Puthaneye bakan Semudlu, derhal gidip hadiseyi haber verdi. Reisleri Cenda ve ileri gelenler hemen puthaneye gittiler. Putlarının ne hale geldiğini görünce, daha da şaşırdılar. Hep birlikte büyük putu kaldırarak, başına tacını yeniden koydular. Elleri ile kaldırdıkları putlarına tapmaya devam ettiler. Semudlular büyük bir bayram gecesinde eğlenirken, bütün ağaçlar, Allahü tealanın izniyle dile gelerek dedi ki: – Ey Semud kavmi! Niçin ibret alan kimseler değilsiniz? Allahü teala size senede iki defa, ağaçlarınızda meyveler veriyor. Siz ise; hala çeşit çeşit ve bol bol nimetler gönderen Allahü tealaya değil de, putlarınıza ibadet ediyorsunuz.

Bunu duyan Semud kavmi, bu duruma öfkelenerek, meyve ağaçlarını kestiler. Ancak bu defa ehli hayvanlar dile gelerek aynı sözleri söylediler. Semudlular hayvanları da kesmeye başladılar. Sonra dağlardaki vahşi hayvanlar, Allahü tealanın izniyle dile gelip seslendiler: – Ey Semudlular! Size yazıklar olsun! Niçin ağaçları kesiyor, neden o hayvanları öldürüyorsunuz? Onlar doğru söylediler. Bunun üzerine Semudlular, silahlarına sarılıp, vahşi hayvanların peşine düştüler. Hayvanlar hem kaçıyor, hem de diyorlardı ki: – Bizim Rabbimiz, sonsuz kuvvet ve kudret sahibi Allahü tealadır. Ya Rabbi! Semud kavmi senin verdiğin bol nimetlere şükretmediler. Nimetleri vereni inkar edip, sana değil, kendi elleriyle yaptıkları putlara taptılar. Yeryüzüne zulüm ve fesadı yaydılar. Ya Rabbi! Sen mutlak adalet sahibisin. Hakimsin. Sen yeryüzünü kulun ve peygamberin Salih aleyhisselam ile ıslah eyle! Ya Rabbi! Onunla fesadı kaldır! Semud kavminin insanları, bu sözleri işittikleri halde, ibret alacakları yerde küfür ve inatlarında daha da şiddetlendiler. Yüzü beyaz, yanakları kırmızı olan Salih aleyhisselamın çok güzel bir sureti vardı.

Tatlı sözlü olup, çok fasih, düzgün konuşurdu. Büyüdükçe, kavminin sevgisini kazandı. Herkesle iyi geçinmesi, güleryüzlülüğü, fakir ve düşkünlere yardımı, zayıfları koruması, hastaları ziyareti ve başka olgun halleri ile bütün insanlar tarafından sevildi ve takdir gördü. Semudlular, “Bunda büyük bir kabiliyet var, ileride çok istifade ederiz” dediler. Bu yüzden putlara tapmayışına ses çıkarmadılar. Salih aleyhisselamın her geçen sene olgunluğu artıyor, kavmindeki insanlardan ayrılığı apaçık ortaya çıkıyordu. Yirmi yaşına bastığında, yüzündeki nur ve güzellik çok fazlalaştı. Öyle ki, kimse yüzüne bakmaya takat getiremezdi. Otuz yaşına geldiğinde, ilim, hikmet, vakar ve birçok faziletler, üstünlükler ihsan edildi. Salih aleyhisselam, huy ve yaratılış bakımından, zamanındaki insanların en üstünü olup; ticaretle meşgul olur, çantacılık yapar ve elinin emeği ile kazandığını yerdi.

Salih aleyhisselamın peygamberliği Salih aleyhisselam 40 yaşına girdiğinde; Allahü teala sapık Semud kavmini imana davet için, onu peygamber olarak gönderdi. Cebrail aleyhisselama emrederek, Salih aleyhisselama gitmesini ve ona peygamber olduğunu bildirmesini, kavmini imana, itaate, Allahtan başka ilah olmadığına ve kendi peygamberliğini tasdik etmeye davet etmesini bildirdi. Cebrail aleyhisselam, Hazreti Salih’e geldi. Selam verdi. “Ey Salih! şimdi kavmini Allahü tealaya imana çağır ve tevhide davet et! şirk ve putlara tapmaktan uzak durmalarını söyle! Allahü tealanın kendilerine ihsan buyurduğu nimetleri hatırlat! Ayrıca Ad kavminin şiddetli rüzgarda niçin ve neden helak olduklarını sor” dedi ve peygamberliğini tebliğ etti. Sonra da buyurdu ki: – Ey Salih! Sen, Nuh ve Hud zamanlarında olmayan birçok acayip halleri göreceksin.

Salih aleyhisselam bu ilahi emir üzerine, hemen kavminin reisi Cenda’nın yanına vardı. Reis Cenda onu görür görmez, tarifi imkansız bir korkuya kapıldı. Salih aleyhisselam, ona güler yüz ve tatlı dille hitap ederek dedi ki: – Ey Cenda, sana nasihat ederim. Allahü teala, beni, size peygamber olarak gönderdi. Seni ve kavmimi, “La ilahe illallah” demeye ve beni tasdike, yani Allahü tealanın kulu ve resulü olduğuma inanmaya çağırıyorum. – Ey Salih! Neler söylüyorsun? Semud kavmi, senin, Allahü tealanın peygamberi olduğunu kabul etmez. Kavmime bildireyim bakayım, ne derler? Sen yarın gel. Sonra Cenda, Semud kavminin önde gelenlerini toplayıp, Hazreti Salih’in söylediklerini bildirdi. Kavmin ileri gelenleri dediler ki:

– Ey Cenda! Gelsin, bize de söylesin. Söylediklerini biz de duyalım. Ertesi gün, Salih aleyhisselam oraya teşrif etti. Peygamber olarak gönderildiğini söyleyip, onları Allahü tealaya imana ve itaate çağırdı ve şu nasihatlerde bulundu: – Ey kavmim! Kendisinden başka ilah olmayan Allahü tealaya iman ve ibadet ediniz! Sizi ve her şeyi yaratan Odur. O, babanız Adem’i (aleyhisselam) topraktan yarattı. Siz Hazreti Adem’in evladısınız. Bu topraklarda size uzun ömür ve çok nimetler verdi. Ona tevbe ve istigfarda bulunun! Bu tebliğim için sizden ücret istemem. Bilin ki, benim ücretim, ancak alemlerin Rabbi olan Allahü tealanın üzerinedir. O, tevbeleri kabul edicidir. Salih aleyhisselam bu şekilde davet ettiğinde, kavminden pek az kimse inandı.

Çoğunluğu hak dini kabul etmemekte direndiler. Servetlerine güvenip, zevk ve sefa içinde kendilerinden geçip, zulme başvurdular. Salih aleyhisselama da dediler ki: – Ey Salih! Sen bundan evvel, yani bizi putlara ibadeti terke çağırmadan önce, bizim aramızda ümit edilen, güvenilen bir kimse idin. Sende rüşd ve efendilik alametlerini görüp, bize baş ve işlerimizde danışılan bir kimse olmanı, dinimizi kabul etmeni beklerdik. şimdi sen, bizi, babalarımızın ibadet edegeldiği putlara ibadetten vazgeçirmek mi istiyorsun? Halbuki biz, davet ettiğin Allaha ibadetten şüphe içindeyiz. Salih aleyhisselam, iman etmeyen kavmine dedi ki: – Ey kavmim! Bana haber verin! Allahü teala bana açık bir mucize ve peygamberlik vermişken, eğer ben Rabbimin emrini tebliğ ve sizi Allahü tealaya davet etmeyip, Ona asi olursam, beni Onun azabından kim kurtarır? Beni kendinize tabi kılmakla, bana hüsrandan başka bir şey arttırmazsınız. Semud kavmi, peygamberleri Salih aleyhisselamın, onları imana davet edip, nasihatte bulunduğu zaman, hep yalanladılar. Hazreti Hud ve Hazreti Nuh’un inanmayan kavimleri gibi, bahaneler aramaya başladılar. Dediler ki: – O da bizden bir kimse değil mi? Üzerimize bir üstünlüğü olmayan kimseye mi tabi olacağız? Ona uyduğumuz takdirde dalalete düşer, delilik yapmış oluruz.

Aramızda vahye daha layık kimseler var iken, ona mı vahiy olundu? Doğrusu o, yalancı ve kibir sahibidir. Semud kavmi, Salih aleyhisselamı büyülenmiş, yalancı ve mütekebbir diye itham etmelerine rağmen, Salih aleyhisselam onları, tatlı dille imana davete ve nasihatlerine devam etti: – Ey kavmim! şu bulunduğunuz halde, bahçeler, pınarlar, ekinler ve latif, hoş tomurcuklanmış hurma ağaçları arasında ve dağlardan yonttuğunuz ve yaptığınız köşkler, saraylar içinde, ölüm ve azaptan emin ve ferah olarak başıboş mu bırakılacağınızı zannediyorsunuz? Allahü tealadan korkun, tul-i emelde, uzun emelde olmayın! Artık bana itaat edin! Çünkü, benim emrime, dediklerime itaat, Allahü tealaya itaattir! Semud kavmi, Hazreti Salih’i iyi bir insan olarak görüyordu. Ancak onun iyiliğini, putlara hizmette görmek istiyorlardı. Salih aleyhisselam peygamber olduğunu bildirince, bir kısmı dedi ki:

– Salih’in maksadı bizi kandırıp, elimizdeki mallara konmaktır. Diğer bir kısmı ise diyorlardı ki: – Hayır, Salih’in bizim malımıza ihtiyacı yoktur. Onun maksadı olsa olsa bize reis olmaktır. Bir başka grup da dedi ki: – Onun reislikte de gözü yoktur. Belki akıl hastalığından dolayı böyle birtakım anlaşılmaz şeyler söylemiş olabilir. Daha sonra mel’un şeytan da insan suretinde, onların aralarına girip dedi ki: – Ne garip şey! Daha dün bir çoban gibi aramızda bulunan kişi, şimdi birdenbire korkutucu sözler söylüyor. Bütün putları bir kenara itip, görünmeyen bir mabuda tapmamızı söylüyor. Herkesin kendi etrafında toplanmasını, sözünü dinlemelerini, böylece insanlara daha iyi bir hayat vereceğini söylüyor. Ama nasıl ve neyle? Belli değil. Hepimizin sapık, kendisinin tek başına bize yol gösterici olduğunu söylüyor. Aklının, hepimizin aklından çok olduğunu ve alemlerin Rabbi ile irtibatta bulunduğunu iddia ediyor.

Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Başkalarının yapamadığını o nasıl yapabilir? Yoksa Ay’ı gökyüzünden yere mi indirecek, yoksa yeryüzünü güneşe mi yaklaştıracak? Yoksa ölüyü mü diriltecek? Semudlular şeytanın vesvesesiyle, kalkıp, Salih aleyhisselama gittiler ve ona dediler ki: – şimdiye kadar kimsenin ceddinden ve soyundan bir kötülük görmedik. Fakat, sen insanların hayatını perişan edecek sözler söylüyorsun. Sen bu putların hiçbirini kabul etmiyorsun ve karışıklık çıkarmaktasın. Bu yeni sözleri nereden getirdin? Ve görülmeyen mabud seni nasıl vazifelendirmiştir? Söz ve iddia ile bir şey sabit kılınamaz. Eğer doğru söylüyor isen, hiç kimsenin yapamadığı bir işi yapman gerekir. Doğru söz delil ister. Bütün insanları, senin mabudunun yarattığını ve herkesten güçlü olduğunu söylüyorsun. Biz de her şeyi bildiğimizi söylemiyoruz. Yaşadığımız bir dünya vardır. Eğer sen de yeni bir iş yapamayacaksan ve insanlarla aranda yeni bir fark bulunmuyorsa, bu davadan vazgeç. Salih aleyhisselam, onlara şöyle cevap verdi: – Söylediğim her şeyi Rabbimin iradesiyle söylüyorum. Rabbim dilerse, düşündüğünüz bütün şeyler, istediğiniz her alamet meydana gelir. O zaman Semudlular Kur’an-ı kerimde mealen buyurulduğu üzere;

“Sen, çok sihre, büyüye uğramışsın, dediler.” [şuara: 153] Salih aleyhisselam her gün kavmi arasında dolaşır, güler yüz, tatlı dil ve yumuşaklıkla, onları imana davet ederdi. Buna karşılık, kavminin alaylı ve hakaret dolu sözlerine sabreder, cevap vermeyip, üzüntülü bir şekilde inananların yanına dönerdi. Ayrıca kafirler, müminlerle de her yerde alay ederlerdi. Kavminin kendisiyle ve müminlerle alay edişleri Kur’an-ı kerimde şöyle bildirilmektedir: (İmana gelmeyip, kibir üzere olan o kavmin ileri gelenleri, zayıf ve aciz addettikleri müminlerle alay ederek dediler ki: “Siz, Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Müminler sağlam bir imanla; “Evet, Onun bize ve size peygamber olduğunda şek ve şüphemiz yoktur” dediler.

O zaman, o iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler; “Biz, sizin iman ettiğiniz şeye inanmıyor, inkar ediyoruz” dediler.) [A’raf: 75-76] Semudlular kibirde daha da ileri giderek dediler ki: – Ey Salih! Sen, bizi görmediğimiz bir şeye inanmaya çağırıyor, babalarımızın taptığı putlarımızı bırakmamızı söylüyor ve Ad kavminin başına gelenlerle korkutuyorsun. Halbuki onların evleri, çardakları kumlar üzerine kurulmuştu. Rüzgar elbette onları yıkar. Bizim saraylarımız öyle olmayıp, dağlara, kayalara oyulmuştur. Rüzgarın kayaları yıkması mümkün değildir. Senin Rabbinin de bize gücü yetmez. O esnada şiddetli bir sesle irkildiler. “Salih aleyhisselam, hakikaten Allahü tealanın peygamberidir. Putlar batıldır”

sesiyle bütün putlar devrildi. Bu hali açıkça gören Semudlular, iman edecekleri yerde, hayret ve dehşetle, “Bu olsa olsa Salih’in sihridir” dediler. Küfürleri ve düşmanlıkları gittikçe fazlalaşıp; “Salih aramızda doğru bir kişi idi. şimdi yalanı, sihri, bühtanı, putlarımıza muhalefeti apaçık meydana çıktı” diyerek, küfür ve isyanlarına devam ettiler. Salih aleyhisselam, bir ara kavminin iman etmesinden ümidini kesip, Rabbine dedi ki: – Ya Rabbi! Bir sefere çıkayım, yolculuğumda salih kimselerle karşılaşıp, onlarla dost olayım. Hak teala ona izin verdi. Oradan ayrıldı. Birçok yerlerden geçti. Birgün kendini ibadete vermiş bir kişiye rastladı. Ona dedi ki: – Niçin tenhalarda yalnızlığı seçtin?

– Bu yerde bir köy vardı. Ahalisinin tamamı Allahü tealaya inanmazdı. Cümlesi helak olup, yalnız ben kurtuldum. Geri kalan ömrümü, o beladan kurtulduğum için, Allahü tealanın şükrüne hasrettim. Bu sebeple tenhalarda ibadet ederim. Salih aleyhisselam, onun sözlerinden ve halinden ibret alıp, daha fazla şükürle meşgul oldu. Sonra yolu bir deniz kenarına uğradı ve bir adaya geldi. Adada, ibadet eden bir şahıs gördü. Ona da tenhalarda ibadet etmesinin sebebini sordu. O da şu cevabı verdi: – Ey Salih! Bir cemaat ile idim, onlar çok kötü insanlardı. Birgün onlarla birlikte bir gemiye bindim. İçlerinde benden başka Hak tealaya inanan yoktu. Neticede gemi battı. Benden başka hepsi boğuldular. Kurtuluş nimetinin şükrünün edası için, burasını seçtim.

Salih aleyhisselam, veda edip ayrıldı. Çok yerler geçip, halkının tamamı imansız olan bir şehre geldi. Orada iki mümin kimse buldu. Bunlar gündüzleri helal kazanıp, akşam kendilerine yetecek kadar yiyecek alıkoyup, fazlasını fakirlere sadaka verirlerdi. Bir akşam birlikte otururlarken, heybetli bir ses işittiler. Salih aleyhisselam onlara, bu sesin sebebini sordu. Onlar da dediler ki:  – Burada yırtıcı bir hayvan vardır. Sesi her gün bu saatte duyulur. Kimi bulursa helak eder. – Eğer şehirdekiler bana mallarının bir kısmını verirlerse, onları bu hayvanın şerrinden kurtarırım. Onlar gidip, Salih aleyhisselamın sözlerini şehir halkına söylediler. Herkes malının bir kısmını getirip, bir yere yığdı. Sonra da Hazreti Salih’ten dediğini yapmasını istediler. Salih aleyhisselam Allahü tealaya dua etti.

Duası neticesinde, o vahşi hayvanın iki parça olduğu görüldü. şehir halkı sözlerinde durup, mallarını Hazreti Salih’e verdiler. Hazreti Salih de, o iki kişiye, bu malları kabul etmelerini söyledi. Fakat onlar istemediler ve dediler ki: – Bize alınterimizle kazandığımız kifayet eder. Bunun üzerine, Salih aleyhisselam, malları sahiplerine geri verdi. Sonra da Allahü tealaya şöyle dua etti: – Ya Rabbi! Sana şükürler olsun ki, kullarından salih kimseleri bana gösterdin. O zaman Allahü tealadan vahiy geldi: – Ey Salih! Dünyanın nizamı, alemin intizamı benim sevgili kullarımın mevcut olmaları iledir. Dünyanın nizamını, alemin intizamını sevgili kullarımın varlığına bağladım. Eğer onlar olmasa, bütün isyan edenleri göz açıp kapayıncaya kadar helak ederim. Salih aleyhisselam daha sonra, kendisine iman etmemiş olan kavminin yanına döndü. Küfür ve isyanda bu kadar ileri giden Semudlular, Hazreti Salih’i susturmak maksadıyla yine toplandılar ve dediler ki: – Ey Salih! Peygamber olduğun doğru ise, bize vahşi hayvanlardan birkaç tane çağır da, gelip senin peygamber olduğunu söylesinler.

O zaman gerçekten sana inanacağız. Salih aleyhisselam da onların bu istekleri karşısında, Allahü tealaya dua etti ve, “Ey hayvanlar, geliniz! İstedikleri şehadeti söyleyiniz” diye seslendi. Bunun üzerine, büyük bir arslan kükreyerek çıkageldi ve dile gelerek; “Buyur ey Salih aleyhisselam” deyip, Allahın birliğine, Hazreti Salih’in peygamberliğine şehadet etti. Boynunu eğdi. Kafirlerden biri; “şu sihre bakınız” dedi. O anda arslan, o kafire hücum etti. Kafirlerden her biri dağılıp, evlerine kapanarak, kapılarını da kilitlediler. Sonra da pişman olup; “Ey Salih, bu belayı def et, seni dinleyeceğiz” diye özür dilediler. Hazreti Salih’in işareti ile arslan geri dönüp kayboldu. O gün bir grup Semudlu, imanla şereflendi. Bunlardan son iman eden, Hazreti Salih’in amcasının oğlu idi. Ancak kavmin çoğu iman etmedi. Bunun neticesinde cenab-ı Hak, isyan ve taşkınlığın (küfrün) zirvesine çıkan bu kavmin de kadınlarını, Hud aleyhisselamın kavminde olduğu gibi, kısır bıraktı. Ağaçlar kuruyup meyve vermedi. Sığırlar buzağılamayıp, davarlar kuzulamadı. Semudluların bir kuyusu hariç, hepsi kurudu. Bu durum karşısında, Semud kavminin insanları kin ve öfke ile dediler ki: – Ey Salih, aramıza fesat karıştırdın. Mallarımıza, çoluk-çocuğumuza, bizlere zarar verdin. Buradan çekil git, yoksa seni öldürürüz! Salih aleyhisselam müminlerin yanına döndü. Salih aleyhisselam, Allahü tealanın emriyle, bir müddet kavminin yanından ayrıldı ve uzun müddet dönmedi.

Daha sonra emr-i İlahi ile kavminin yanına gitti. Onlar, bayramları sebebiyle bir yere toplanmışlardı. Reisleri süslü elbiseler giymişti. Putları da sağ ve soluna dizmişler, altın ve gümüşten kürsülere koymuşlardı. Reisleri Cenda, altın ve gümüşle süslü bir tahta kurulmuş oturuyordu. Salih aleyhisselam oraya gelince; onlara hitaben dedi ki: – Ey kavmim! “La ilahe illallah. Salih, Allahü tealanın kulu ve peygamberidir” deyiniz! Ey kavmim, size bir kere peygamber olarak gönderildim. şimdi ikinci defa gönderiliyorum. Kavmi bunu duyunca, hayrette kaldılar. O esnada putlar yüzüstü düştü. Uzun zaman geçtiği için, kendisini tanıyamayan Semud kavminin reisi Cenda sordu:

– Sen kimsin? Salih aleyhisselam kendisini tanıtınca, Cenda; “Sen hakikaten Salih misin? Uzun zaman oldu, seni göremedik. Kırk sene kadar aramızda yoktun. Kaybolmuştun. Ey kişi! Sen Salih olamazsın. Sen bir sihirbazsın” deyip, onu ölümle tehdit etti. Kavminin, Salih aleyhisselamı tehdit ettiği sırada, orada bulunan Cenda’nın amcasının oğlu, “Ey Salih, biz seni tanıdık. Sen bize nasihat edensin. Lakin, biz senin nasihatine muhtaç değiliz. Buradan git! Bizi rahat bırak” dedi. Salih aleyhisselam ona dönerek buyurdu ki: – Ey kişi! Sen bugün, çoluk çocuğun da falan saatte ölecek. Yarın da anan ve baban ölecekler. Çabuk iman et! Eğer imanlı vefat edersen, Allahü teala seni yarın diriltir ve bir mucize olarak Semud kavmine gösterir. Ömrünü, sonuna kadar sıddık bir kimse olarak yaşar gidersin.

Bunu duyan Cenda’nın amcasının oğlu, derhal değişti, iman edip, Salih aleyhisselamın hak peygamber olduğuna şehadet getirdi. Sonra da insanların bakışları arasında oradan ayrıldı. Hazreti Salih’in dediği vakit gelince, hakikaten Cenda’nın amcasının oğlu vefat etti. Arkasından da hanımı ve çocukları öldüler. Bu hadise Semud kabilesi arasında yayıldı. Ertesi gün, baba ve annesi de öldü. Semudlular daha çok şaşırdılar. Reis Cenda da korku ve telaşla, bu olanları takip ediyordu. Salih aleyhisselam, kavmine sordu: – Ey Semudlular! O ilk vefat eden kişi, aranızda nasıl bir kimse idi?

– Sevdiğimiz hayırlı biri idi. – Eğer Allahü teala onu benim duamla diriltirse, iman eder misiniz? – Putlarımıza tapmaktan vazgeçer, sana iman ederiz. Sonra beraberce ölen kişinin evine gittiler. O kişi, eşi, çocukları, anası, babası herbiri bir köşede yatıyorlardı. Salih aleyhisselam, Allahü tealaya duadan sonra, o ilk vefat edene ismiyle hitap etti. O meyyit; “Buyur ey Allahü tealanın peygamberi” deyip, şehadet getirdi. Semudlular bu mucizeyi gördüler. Lakin iman edeceklerine dair verdikleri sözde durmayıp, yine Hazreti Salih’e, “sihirbaz” dediler, iftirada bulundular. Telaşla kalkıp puthanelerine gelerek, Hazreti Salih’in mucizesini putlarına anlattılar. Mel’un şeytan putlara girerek dedi ki:

– Sözünüzü anladım. Eğlencenizin başına dönerek, yiyip içip kendinizden geçiniz. Salih’i görürseniz, ona, senden önce gelen Nuh ve Hud peygamberlerin getirdiği mucizelerden getir, göster de görelim deyin! Semudlular sevinç ve neşe ile geriye döndüler. Hazreti Salih’i görüp, şeytanın dediklerini ilettiler. Hazreti Salih onlara dedi ki: – Ey kavmim! Bu güne kadar peygamberliğime delil olan çok alametler gördünüz. Size; vahşi hayvanlar, kuşlar, ağaçlar, ölüler ses verip şehadette bulundular. Bunlar yetmez mi ki, hala şek ve şüphedesiniz? Madem ki, bunlar yetmedi, öteki isteklerinizi de söyleyin. Nasıl bir mucize istersiniz? – Ey Salih! Bizimle beraber bayramımıza iştirak edersin. Sen kendi ilahına, biz de kendi ilahlarımıza dua ederiz. Eğer senin duan kabul olursa, biz sana tabi oluruz. – Bayram gününüzde, yanınıza inşaallah geleceğim.

Salih aleyhisselamın devesi Salih aleyhisselam ile kararlaştırılan gün gelince, bütün Semudlular eğlence yerinde toplandılar. Reisleri Cenda da orada altından bir taht üstünde ve ipek elbiseler içinde idi. Hazreti Salih de abdest alıp, iki rekat namaz kıldıktan sonra, Allahü tealaya dua ve niyazda bulunup yola çıktı. Yolda birçok mucizeler zuhur etti. Ağaçlar eğiliyor, kuşlar gölge yapıyor, hayvanlar muvaffakiyeti için dua ediyorlardı. Salih aleyhisselam doğruca reis Cenda’nın karşısına gitti. Orada toplananlara seslendi: – Ey kavmim! Ben, Allahü tealanın size gönderdiği peygamberim. Bana itaat edin ki, azaptan kurtulasınız. Cenda dedi ki: – Ey Salih! Eğer doğru söylüyorsan ve peygamberlik davasında isen, seni imtihan etmek istiyoruz. Bu imtihanımız şöyle olacak: Biliyorsun ki, bölgemizde El-Katibe isminde büyük bir kaya vardır. Oraya gideceğiz. Senin ilahın o kayadan kızıl tüylü, doğurmak üzere olan dişi bir deve çıkarsın ve taştan çıkan deve yavrulasın, yavrusunun da rengi anasına benzesin! Semudluların en kıymetli malları deve olduğu için, Salih aleyhisselamdan deve istediler.

Salih aleyhisselam, müşriklerin kendini aciz bırakıp, kalabalığın önünde mahcup etmek için teklif ettikleri bu istekler karşısında, hiç telaşlanmayıp namaza durdu. Allahü tealaya yalvarıp, bu mucize isteğinden rızası var mı, yok mu diye vahiy bekledi. Allahü teala o mübarek peygamberinin doğruluğunu meydana çıkarmak için, öyle bir devenin meydana çıkarılacağını, kendisine şu şekilde müjdeledi: – Ey Salih! şüphe yok ki, biz onları imtihan için, diledikleri şekilde kayadan bir deve çıkarır ve göndeririz. Artık onların yaptıklarına bak, helaklerini bekle ve ezalarına sabret! Onlara haber ver ki, kendilerine mahsus olan büyük kuyunun suyu, kendileri ile deve arasında taksim olunmuştur. Bir gün devenin, bir gün de onların ve hayvanlarınındır. Her birisi su nöbetinde hazır bulunsun. Devenin nöbetinde onlardan hiçbir kimse gelmesin! Salih aleyhisselam, kavminin mucize isteklerini kabul etti. Onlara, bu istedikleri mucize olduğu takdirde ne yapacaklarını sordu. Hep birlikte iman edeceklerini söylediler. Semudlular, aslında böyle bir devenin ortaya çıkabileceğine hiç ihtimal vermiyorlardı. Salih aleyhisselam dua etti. O zaman, önüne geldikleri o kaya büyümeye başladı. Gebe bir deve şekline döndü. Birtakım sancılı sesler peyda olup, kaya çatladı. İçinden bir deve çıkarak, dedi ki: – La ilahe illallah Salih nebiyyullah! Ben Allahü tealanın gönderdiği bir deveyim. Rabbimi tesbih ederim. Beni bir mucize kıldı.

Reis Cenda, bu mucizeyi büyük bir dikkatle seyretti ve sonunda koltuğundan kalkıp, Hazreti Salih’in yanına gelerek alnından öptü. Sonra da kavmine dönüp, “Ey Semud kabileleri! Bu kadar körlük yeter. Ben ona inandım. Eşhedü enla ilahe illallah ve enne Salihan nebiyyullah, dedi ve onunla birlikte kavminden yüz kişi de imanla şereflendi. Semud kabilesi insanlarının yavaş yavaş iman ettiklerini gören puthane muhafızı Darid, yüksek bir sesle bağırdı: – Ey Semud kabileleri! Sihir olan bir şeye ne kadar çabuk meylediyor ve Salih’i peygamber kabul ediyorsunuz. Gelin putlarımıza gidelim de, bundan daha acayibini onlar bize göstersin! Bu sözler karşısında birçoğu tereddüt gösterip, iman etmediler. Cenda’nın kardeşi şihab iman etmek üzereyken, vazgeçip küfrü seçti. Semudlular bu durumu görüp, imansızlıkta ısrar ettiler ve onu, kendilerine kumandan, reis seçtiler. Tacı onun başına koydular. Cenda şehre döndü. Evindeki putları kırıp koltuğunu parçaladı. Kendine ait malları iman edenlere taksim etti. Sert, keçeleşmiş bir elbise giydi ve Semudlular arasında dolaşmaya başladı. Onlara dedi ki: – Ey Semudoğulları, devenin söylediğini söyleyiniz, la ilahe illallah Salih nebiyyullah, deyiniz! Semud kabileleri kötü sözlerle onunla alay etmeye başlayarak, “Yazıklar olsun sana ey Cenda! Salih’in sihrine kandın” dediler. O da şöyle cevap verdi: – Sizin aranızdaki itibarımı ne çabuk unuttunuz. Ben kendim için bu dini seçtim. Rabbimin azabından korkum çoktur. Daha sonra Cenda, Hazreti Salih’ten hiç ayrılmaz oldu.

Allahü tealaya ibadete başladı. Kayadan istedikleri cins deve çıkınca, Salih aleyhisselam, onlara, Allahü tealanın; “İşte istediğiniz dişi deve; su bir gün o devenin, bir gün de sizindir. Su içmekte ona dokunmayın! Sakın dövmek, öldürmek suretiyle, ona bir kötülük yapmayın! Yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar” şeklindeki kesin azap emrini de tebliğ etti. Deve, yavrusuyla birlikte dağlara çıkar, ağaçlar kendisine dallarını eğerdi. O da en lezzetli yaprakları yer, sonra vadilerde otlardı. Semudun hayvanları onu görünce, korkup kaçarlardı. Deve, akşam olduğunda şehre gelir, Semudlular da gelip, kaplarını sütle doldurur giderlerdi. Sağmak zahmeti olmadan, süt, kaplarına akardı. Deve, daha sonra Hazreti Salih’in ibadet ettiği yerin civarına gelir, orada kalır, sabaha kadar Allahü tealayı tesbih eder, sabah olunca da tekrar meralara giderdi. Deve, Allahü tealanın izni ile dile gelir, Semudluları imana davet ederdi. Semudluların bir su kuyusu olup, etrafında bir havuzu vardı. Deve su nöbetinde oraya gelir, doyuncaya kadar su içerdi. Semudlular, bir gün su, bir gün de devenin sütünü içiyorlardı. Su nöbetlerinde, kuyunun suyu deveye kalmasın diye, çok su biriktiriyorlardı. İman etmeyenler zaman zaman birbirlerine dediler ki: – İşte görüyorsunuz, ağaçlar dallarını, yapraklarını yesin diye deveye eğiyor. Her gün meralarda deve için otlar bitiyor.

Hayvanlarımız ondan kaçıyor, helak oluyor. Sütünü içtiğimizde bedenlerimizde hastalık oluyor. Bu deve bize hayır getirmiyor. Buna bir çıkar yol bulalım. Böylece nankörlük edip, deveyi helak etme yollarını aradılar. Fakat Hazreti Salih’in haber verdiği azap sebebiyle de korkup karar veremediler. Yine de fırsat kollamayı elden bırakmıyorlardı.

Semudlular deveyi boğazladılar Semud kavmi içinde, sürüleri zarar gördüğü için, devenin öldürülmesini çok isteyen iki kadın vardı. Birisi, yaşlı fakat çok malı, mülkü olan ve güzel kızları bulunan Uneyze idi. Diğeri Saduf idi ki, hem cemal sahibi, hem de malı, mülkü pek fazla idi. Hazreti Salih’e en çok bu kadın düşmandı. Semud kavminden iman etmeyenleri, deveyi boğazlamaları için devamlı teşvik ediyordu. Birgün ismi Mısda olan amcasının oğlunu çağırarak, ona dedi ki: – Ey Mısda! Eğer büyük zararını gördüğümüz Salih’in (aleyhisselam) devesini öldürürsen, sana varırım. Her şeyimle senin olurum. Bu teklifinde ısrar ederek, sonunda onu ikna etti. Gidip durumu Uneyze’ye de anlatıp dedi ki:

– İkna ettiğim Mısda’nın yanına yardımcılar lazımdır. Kavmimiz içinde Kıdar isminde, evlenmemiş birisi var. Kızlarını ona teklif et. Kabul ederse, onu da yardımcı vererek deveyi boğazlatmış oluruz. Uneyze kabul edip, kızlarından en güzelini giydirip süsledi ve Kıdar’a gösterdi. Kıdar, kavmi içinde çok çirkin ve babası belli olmayan biri idi. Teklifi kabul etti. Kıdar ile Mısda görüşüp, deveyi öldürmek için plan yaptılar. Yanlarına Mısda’nın kardeşi, Heril, Düayr, Darid, Reyyan, Lübeyd, Mesred isimli bedbahtları da alarak tam dokuz kişi oldular. Bunlar kabileleri dolaşıp, yapacakları işi anlattılar ve taraftar topladılar. Semudoğullarının küçüğü-büyüğü, kadını-erkeği, devenin öldürülmesine rıza göstermişti. Devenin öldürüleceği gün, Uneyze, kızını süsleyip Kıdar’ın yolu üzerine çıkardı. Kıdar, evlenmek arzusuna kavuşmak için deveyi beklemeye başladı.

Kur’an-ı kerimde Neml suresinin 48. ayet-i kerimesinde, toplanan bu fesat ehli mealen şöyle bildirilmektedir: (O Semud kavminin bulunduğu şehirde dokuz kimse vardı. Bunlar deveyi öldürmeye teşebbüs ettiler. Bunlar o şehirde ıslah ile değil, ifsat ile meşgul idiler.) Bu dokuz kişi planları gereği, devenin geçeceği yolda pusuya yattılar. Deve yaklaşınca, Mısda bir ok atıp, deveyi yaraladı ve yere düşürdü. Kıdar ve yanındakiler de üzerine atılıp boğazladılar. Kur’an-ı kerimde A’raf suresinin 77. ayet-i kerimesinde mealen şöyle haber vermektedir: (Semud kavmi o deveyi kestiler. Rablerinin emrine uymayıp isyan ettiler.) Hazreti Salih’in; “Deveyi kendi haline bırakın, yesin, içsin” emrine karşı gelip taşkınlık yaptılar. Devenin yavrusunu da yakalayıp öldürdüler. Semudlular devenin etlerini pay ettiler ve pişirip yediler. O zaman kuşlar ve yırtıcı hayvanlar dile gelerek, “şimdi Semud kavmi helak oldu. Rabbimizin emrine karşı gelip isyan ettiler” diye çağrıştılar. Salih aleyhisselam durumu öğrenip, müminlerle birlikte oraya gitti. Devenin halini görünce, çok üzüldü. Hazreti Salih’in gözyaşları mübarek sakallarına aktı ve “İlahi! Ahir zamanda gönderilecek, alemlere rahmet olacak olan Muhammed Mustafa hakkı için kavmime hidayet eyle” diye duada bulundu.

Semud kavminin helakı Semud kavminin azgın müşrikleri, deveyi kestikten sonra, işi büsbütün azıtarak alaya, hakarete başladılar ve dediler ki: – Ey Salih! Eğer gönderilen peygamberlerden isen, bize vaadettiğin azabı getir! Salih aleyhisselam kavmine buyurdu ki: – Ey kavmim! Ben size Rabbimin risaletini tebliğettim ve size nasihat ettim. Lakin siz nasihat edenleri sevmezsiniz, ey kavmim! Niçin tevbeden evvel azabın gelmesine acele edersiniz? Niçin Allahü tealadan magfiret isteyerek iman etmezsiniz? Keşke Allahü tealaya istigfar etseniz de merhamet olunsanız. Zira azap geldiğinde tevbe kabul olmaz. Müşrikler Hazreti Salih’in şefkat ve merhamet dolu nasihatlerine karşı dediler ki: – Ey Salih! Biz seninle ve sana tabi olan müminlerle uğursuzluğa uğradık. Sen bu dini ortaya attığından beri, bizim başımız beladan kurtulmuyor. Sen böyle bir din getirmeden önce, bu belalardan hiçbirisine maruz kalmazdık. Allahü teala Hazreti Salih’e vahiy gönderip, “Kavmine azabın geleceğini bildir!” buyurdu. Bunun üzerine Salih aleyhisselam kavmine şöyle dedi: – Evlerinizde üç gün yaşayınız.

Çarşamba, perşembe ve cuma günü. İlk günde yüzleriniz sararır, ikinci günde kızarır, üçüncü günde kararır, dördüncü gün de helak olursunuz. Bu kesin bir vaattir. Bunun üzerine, Semudlular, Hazreti Salih’in azap vaadi karşısında dediler ki: – Ey Salih! Elinden geleni ardına koyma! Biz deveyi öldürerek etini yedik. Sen uzun zamandır bizi azapla korkutursun. Biz ondan bir eser göremiyoruz. O gecenin sabahında, birtakım acayip hallerle karşılaştılar. Devenin bastığı yerlerden kan fışkırdığını, ağaçların yapraklarının kızardığını, kuyu suyunun kan kırmızısı, yüzlerinin de sapsarı olduğunu görüp, birbirlerine haber verdiler. Sonra Hazreti Salih’e gittiler ve “Ey Salih! Sen bizim renklerimizde ve etrafta olan değişikliğe ne dersin” dediler. Hazreti Salih de buyurdu ki: – Bu, Allahü tealanın azabının ilk alametidir. Bu ilk gününüzdür. Semudlulardan deveyi öldüren dokuz kişi; “Salih bizlere ne sihir varsa yapıyor. Üç güne kadar da azap vaadi var. O gelmezden önce Salih’i, ailesini ve ona inananları öldürelim” dediler ve yola çıktılar. Gece olduğunda Hazreti Salih’in ibadet ettiği yere geldiler. Cebrail aleyhisselam her birini öldürdü. Ertesi gün Semudlular, bu dokuz kişinin cesetlerini buldular. Kur’an-ı kerimde bu durum mealen şöyle bildirilmektedir: (Onlar bu şekilde Salih’i öldürmek için hile yaptılar. Biz de onların bu hilelerinin cezasını verdik. Halbuki onların bundan haberleri yoktu.

İşte bak, o tuzaklarının akıbeti nice oldu? Çünkü biz onları da, kavimlerini de helak ettik.) [Neml 50-51] Allahü teala, Hazreti Salih’e Cebrail aleyhisselamı göndererek, müşriklerin tuzaklarından ve başlarına geleceklerden, onu haberdar etti. O da iman edenlerle birlikte o beldeyi terk ettiler. Bunların kurtulmalarına sebep imanları idi. Allahü teala bu durumu şöyle bildirmektedir: (Vakta ki, azabımız veya azapla emrimiz gelince, Salih’i ve onunla beraber müminleri indimizde rahmetle, o azaptan ve o günün rüsvalığından kurtardık. Muhakkak senin Rabbin, azabında kuvvetli ve düşmanlarına galiptir.) [Hud 66] (Salih’e ve onunla olan müminlere necat verdik. Onlar küfür ve günahtan sakınırlardı.) [Neml 53]

İkinci günde Semudluların yüzleri kana boyanmış gibi kıpkırmızı oldu. Azabın geleceğine kanaat getirip feryat ettiler, bağrıştılar, ağlaştılar. “İki gün geçti” dediler. Üçüncü günü yüzleri simsiyah oldu. Sanki yüzlerine zift sürülmüştü. Hepsi ümitsiz olup; “Azap hangi taraftan gelir” diyerek sağa, sola ve semaya doğru bakıştılar. Azap vakti geldiğinde, Allahü teala Cebrail aleyhisselamı gönderip buyurdu ki: – Semud kavmi bana iman etmediler. Nimetlere şükretmediler. Benim halık (yaratıcı) ve Rab olduğumu inkar ederek, kendilerine mucize olarak gönderdiğim deveyi boğazladılar. Resulüm Salih’i de yalanladılar. şimdi onlara şiddetli sayha [öldürücü şiddetli bir ses] ile azabı indir! Saraylarını, diyarlarını harap et! Bu İlahi emir üzerine bir sabah vakti, öldürücü dehşetli bir ses ve zelzele, Semud kavminin insanlarını yakaladı. Cebrail aleyhisselam, onları muhkem binalarda helak etti. Fahreddin-i Razi’nin beyanına göre, sayhanın şiddet ve heybetinden, hepsinin ödleri patlamak suretiyle öldüler.

Allahü teala Kur’an-ı kerimde mealen bu hali şöyle bildirmektedir: (Semud kavmini sabah vaktinde, Cebrail aleyhisselamın şiddetli sayhası yakaladı. Hepsi helak oldular. Kazanageldikleri, işledikleri o şeyler, muhkem evler, mal ve nüfuslarının çoğalmış olmaları onlardan azabı defedemedi.) [Hicr 83-84] (Onların üzerine Cebrail’in bir sayhasını gönderdik de, hayvan ağılına konan kuru çalı çırpı ve otlar gibi mahvoluverdiler.) [Kamer 31] (Onlar; gökten heybetli sesle yerde zelzele olup, kalbleri parçalanarak yüzleri üzerine düşüp, evlerinde helak oldular.) [A’raf 78] (Küfürle nefslerine zulmedenleri; Cebrail’in sayhası alıp, kalbleri parçalanıp, evlerinde yıkılıp helak oldular.) [Hud 67] (Biz Semud kavmine hayır ve şer yolunu gösterdik. Onlar körlüğü, yani dalaleti hidayet üzerine tercih ettiler. Onları, dünyada kazandıkları küfür ve isyan sebebiyle azap saikası alıp, zelil ve helak oldular.) [Fussilet 17] (Onları azap yakaladı. Muhakkak bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman edici olmadı. Muhakkak ki, senin Rabbin azizdir, rahimdir.) [şuara158-159] Bu son ayet-i kerimede, onların çoğu veya yarısı iman edici olsa, yani Hazreti Salih’e iman etse idiler, onlara azabın gelmeyeceğine, gönderilmeyeceğine dair işaret olduğu bildirilmektedir.

Salih aleyhisselamın mucizeleri Salih aleyhisselam, kavminin helakinden sonra, kendisine iman edenlerle birlikte Mekke’ye gitti. Oraya yerleşti. Başka yere gittiği de bildirilmiştir. Salih aleyhisselamın gönderildiği Semud kavminin yaşadığı yerlerde, hamt diye bilinen dikensiz ve meyveleri olmayan ağaçlar vardı. Orada bunlardan başka ağaç bulunmazdı. Birgün Semud kavminin önde gelenleri Salih aleyhisselama gelip, “Sen, gerçekten peygamber isen, bu ağaçlar meyve versin” diyerek, Salih aleyhisselamdan mucize göstermesini istediler. Onların bu teklifi üzerine, Salih aleyhisselam dua etti. Orada hamt cinsinden ne kadar ağaç var ise, hepsi meyve verdi. Salih aleyhisselamın kavminin bulunduğu yerde, tek bir kuyu olup, başka yerde su yoktu. Susuzluktan dolayı bu beldede mahsul elde edilemediğinden, Semudlular gelip; “Gerçekten peygamber isen, şu taştan su çıkar” dediler. Salih aleyhisselam, onların bu teklifi üzerine Allahü tealaya dua etti. Onun bu duası üzerine, kendisine vahiy gelip, “O taşın çevresinde yedi kere dolaş” buyuruldu. Salih aleyhisselam vahiy mucibince, o taşın çevresinde dolaşırken, o büyük taştan göz göz sular akmaya başladı. Semudlular bu sularla boş arazilerini suladılar.

Kurak arazileri; bağlar, bahçeler haline getirdiler. Salih aleyhisselamın kavmi olan Semudlular, koyunculuk da yaparlardı. Bunun için senenin bazı aylarını sahralarda, yaylalarda çadır kurarak geçirirlerdi. Yaylada bulundukları bir sırada, iman etmeyenlerden bir kişi, gizlice Salih aleyhisselamın çadırını ateşe verdi. Çadır ateş aldı. Oradaki kafirler alaya başladılar ve dediler ki: – Sen gerçekten peygamber isen, çadırındaki yangını söndür de görelim. Bunun üzerine Salih aleyhisselam dua etti. Ateş hemen etraftaki çadırlara sıçradı. Kafirlerin bütün çadırları yanıp kül olduğu halde, Salih aleyhisselamın çadırına bir şey olmadı. Semud kavminin helak olmasına sebep olan hususiyetlerinden bazıları şunlardır: Semud kavmi küfür içinde olup, Salih aleyhisselamı yalanladılar. Ahiret gününde hesap vereceklerini düşünmediler. Allahü tealanın kendilerine birçok nimet verdiği halde, bu nimetleri veren Allahü tealaya isyana devam ettiler.

Allahü tealanın gönderdiği Salih aleyhisselama itaat etmeyip, nefslerinin arzu ve isteklerine uydular. Allahü tealanın peygamberine düşmanlık ettiler. Kendi görüşlerine uyarak apaçık olan mucizelere inanmadılar. Kendilerine nasihat eden kimselerden rahatsız oldular ve bu kimselere düşmanlık yaptılar. Nitekim Ayet-i kerimede mealen buyuruldu ki: (Salih kavmine dedi ki: Ey kavmim! Ben size Rabbimin emrini tebliğ ettim ve size nasihat ettim. Lakin siz nasihat edenleri sevmezsiniz.) [A’raf 79] Semud kavmi dünya malına tamah ederek, ömürlerinin uzunluğuna aldandılar. Fuhuş arttı. Nitekim deveyi boğazlamaya sebep, iki kadının yapmış oldukları vaat idi. Allahü tealaya verdikleri sözde durmadılar, emanete riayet etmediler. Vakıf olan mallara, mesela Allahü tealanın vakfettiği deveye el uzattılar

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

instagram volgers kopen volgers kopen buy windows 10 pro buy windows 11 pro

Alanya escort Manavgat escort Fethiye escort Kemer escort Didim escort Çanakkale escort Aydın escort Muğla escort Tekirdağ escort Manisa escort Balıkesir escort Trabzon escort Elazığ escort Ordu escort Kütahya escort Isparta escort Rize escort Kahramanmaraş escort Yalova escort Giresun escort Yozgat escort Tokat escort Şanlıurfa escort Sivas escort Batman escort Erzurum escort Sinop escort Kırşehir escort Karaman escort Kırıkkale escort Bolu escort Amasya escort Niğde escort Uşak escort Edirne escort Çorum escort Osmaniye escort Zonguldak escort Van escort Erzincan escort Söke escort Bodrum escort Çerkezköy escort Akhisar escort Bandırma escort Ayvacık escort Akçaabat escort Karakoçan escort Altınordu escort Tavşanlı escort Eğirdir escort Ardeşen escort Afşin escort Altınova escort Bulancak escort Sorgun escort Erbaa escort Viranşehir escort Zara escort Kozluk escort Aziziye escort Ayancık escort Kaman escort Ermenek escort Keskin escort Gerede escort Göynücek escort Bor escort Banaz escort Havsa escort Osmancık escort Bahçe escort Alaplı escort Başkale escort Kemah escort Nazilli escort Fethiye escort Çorlu escort Alaşehir escort Altıeylül escort Biga escort Araklı escort Kovancılar escort Fatsa escort Simav escort Yalvaç escort Çayeli escort Dulkadiroğlu escort Çiftlikköy escort Espiye escort Sarıkaya escort Niksar escort Suruç escort Yıldızeli escort Sason escort Horasan escort Boyabat escort Mucur escort Sarıveliler escort Yahşihan escort Göynük escort Gümüşhacıköy escort Çamardı escort Eşme escort İpsala escort Sungurlu escort Hasanbeyli escort Çaycuma escort İpekyolu escort Refahiye escort Kuşadası escort Marmaris escort Süleymanpaşa escort Turgutlu escort Susurluk escort Gelibolu escort Of escort Ünye escort Domaniç escort Fındıklı escort Elbistan escort Çınarcık escort Tirebolu escort Akdağmadeni escort Turhal escort Eyyübiye escort Suşehri escort Yakutiye escort Gerze escort Mengen escort Merzifon escort Ulukışla escort Sivaslı escort Keşan escort Kadirli escort Ereğli escort Özalp escort Tercan escort Efeler escort Didim escort Çine escort Dalaman escort Menteşe escort Milas escort Ortaca escort Seydikemer escort Ergene escort Kapaklı escort Malkara escort Salihli escort Şehzadeler escort Soma escort Yunusemre escort Ayvalık escort Bigadiç escort Burhaniye escort Gönen escort Karesi escort Çan escort Yenice escort Ortahisar escort Yomra escort Perşembe escort Pazar escort Onikişubat escort Pazarcık escort Türkoğlu escort Eynesil escort Görele escort Piraziz escort Yağlıdere escort Çayıralan escort Boğazlıyan escort Zile escort Siverek escort Karaköprü escort Haliliye escort Akçakale escort Şarkışla escort Gemerek escort Oltu escort Palandöken escort Mudurnu escort Suluova escort Taşova escort Toprakkale escort Kilimli escort Tuşba escort Üzümlü escort http://www.kadinescort.net Gaziantep escort Denizli escort Adana escort Hatay escort Aydın escort İzmir escort Ankara escort Antalya escort Bursa escort İstanbul escort Kocaeli escort Konya escort Muğla escort Malatya escort Kayseri escort Mersin escort Samsun escort Sinop escort Tekirdağ escort Eskişehir escort Yalova escort Rize escort Amasya escort Balıkesir escort Çanakkale escort Bolu escort Erzincan escort Şırnak escort Van escort Yozgat escort Zonguldak escort Afyon escort Adıyaman escort Bilecik escort Aksaray escort Ağri escort Bitlis escort Siirt escort Çorum escort Burdur escort Diyarbakir escort Edirne escort Düzce escort Erzurum escort Kırklareli escort Giresun escort Kilis escort Kars escort Karabük escort Kırıkkale escort Mardin escort Kırşehir escort Maraş escort Manisa escort Muş escort Kastamonu escort Ordu escort Nevşehir escort Sakarya escort Osmaniye escort Şanliurfa escort Sivas escort Trabzon escort Tokat escort Ardahan escort Bartın escort Karaman escort Batman escort Bayburt escort Bingöl escort Elaziğ escort Gümüşhane escort Hakkari escort Isparta escort Uşak escort Igdır escort bursa escort bursa escort istanbul escort denizli escort düzce escort malatya escort erzincan escort zonguldak escort eskişehir escort gaziantep escort gaziantep escort gümüşhane escort hatay escort hatay escort ığdır escort gaziantep escort istanbul escort konya escort izmit escort kars escort escort adana escort bayan adıyaman escort bayan afyon escort bayan ağrı escort bayan aksaray escort bayan amasya escort bayan antalya escort bayan ankara escort bayan ardahan escort bayan artvin escort bayan aydın escort bayan balıkesir escort bayan bartın escort bayan batman escort bayan bayburt escort bayan bilecik escort bayan bingöl escort bayan bitlis escort bayan bolu escort bayan burdur escort bayan bursa escort bayan Çanakkale escort bayan Çankırı escort bayan Çorum escort bayan denizli escort bayan diyarbakır escort bayan düzce escort bayan edirne escort bayan elazığ escort bayan sivas escort bayan sinop escort bayan urfa escort samsun escort bayan sakarya escort bayan rize escort bayan osmaniye escort bayan ordu escort bayan niğde escort bayan nevşehir escort bayan muş escort bayan muğla escort bayan mersin escort bayan mardin escort bayan manisa escort bayan malatya escort bayan kütahya escort bayan konya escort bayan kocaeli escort bayan kırşehir escort bayan kırklareli escort bayan kırıkkale escort bayan kilis escort bayan kıbrıs escort bayan kayseri escort bayan kastamonu escort bayan kars escort bayan karaman escort bayan karabük escort bayan maraş escort izmit escort bayan izmir escort bayan istanbul escort bayan Isparta escort bayan Iğdır escort bayan hatay escort bayan hakkari escort bayan gümüşhane escort bayan giresun escort bayan gaziantep escort bayan eskişehir escort bayan erzurum escort bayan erzincan escort bayan tekirdağ escort bayan tokat escort bayan trabzon escort bayan uşak escort bayan van escort bayan yalova escort bayan yozgat escort bayan zonguldak escort bayan