istanbul escort

DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
ALTIN 504,359
BIST 1112,37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Sağanak Yağışlı

eryaman escort - antalya bayan escort - bodrum escort bayan - beylikdüzü escort

Kıyamet Hakkında Bütün Hadisler..

Kıyamet Hakkında Bütün Hadisler..
16.10.2020
60
A+
A-

Kıyamet Hakkında Hadisler

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Nefsim kudret elinde olan Zat-ı Zülcelal’e yemin ederim! Meryem oğlu İsa’nın, aranıza (bu şeriatle hükmedecek) adaletli bir hakim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi (Ehl-i Kitap’tan) kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olur.” Sonra Ebu Hureyre der ki: “Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen): “Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce onun (İsa’nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsa onlar aleyhine şahitlik edecektir” (Nisa 159).

İçki Hakkında Bütün Ayet Ve Hadisler…

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Ümmetimden bir grup, hak için muzaffer şekilde mücadeleye Kıyamet gününe kadar devam edecektir. O zaman İsa İbnu Meryem de iner. Bu müslümanların reisi: “Gel bize namaz kıldır!” der. Fakat Hz. İsa aleyhisselam: “Hayır! der, Allah’ın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emirsiniz!”

Kadınlar Hakkında Bütün Hadisler..

Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fatıma’nın evladlarındandır.”

İbnu Mes’ûd radıyallahhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah, o günü uzatıp, benden bir kimseyi o günde gönderecek.” İbnu Mes’ûd: “Resûlullah yahut da şöyle buyurmuştu der: “…Ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkaniyetle doldurur.”

Deprem Hakkında Bütün Ayetler ve Hadisler..

Ebu İshak anlatıyor: “Hz. Ali radıyallahu anh, oğlu Hasan radıyallahu anh’a baktı ve: “Bu oğlum, Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın tesmiye buyurduğu üzere Seyyid’dir. Bunun sulbünden peygamberinizin adını taşıyan biri çıkacak. Ahlakı yönüyle peygamberinize benzeyecek; yaratılışı yönüyle ona benzemeyecek” dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracağına dair gelen kıssayı anlattı.”

40 Hadis’ten İnciler: Her Doğan İslam Fıtratı Üzere Doğar..

Şabi’nin, Fatıma Bintu Kays radıyallahu anha’dan nakline göre Fatıma şöyle anlatmıştır: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Temimu’d-Dari hıristiyan bir kimse idi. Gelip biat etti ve müslüman oldu. O, benim Mesih Deccal’den anlattığıma uygun olan bir rivayette bulundu. Bana anlattığına göre, Temim, bir gemiye binip denize açılmıştır. Yanında Lahm ve Cüzam kabilelerinden otuz kişi vardı. (Hava şartları iyi olmadığı için) onlarla denizin dalgaları bir ay kadar oynadı. Sonunda güneşin battığı esnada denizde bir adaya yanaştılar. Geminin kayıklarına binerek adaya çıktılar. Derken karşılarına çok tüylü kıllı bir hayvan çıktı. Bunlar, tüylerinin çokluğundan hayvanın baş tarafı neresi, arka tarafı neresi anlayamadılar. (Şaşkın şaşkın:) “Sen necisin, neyin nesisin?” dediler. O cevap verdi: “Ben cessaseyim!” “Cessase nedir?” denildi. “Ey cemaat! Şu mannastıra kadar gelin! İçinde bir adam var, o sizin haberinize müştaktır!” dedi. O, böylece bir adamdan söz edince, biz onun bir şeytan olmasından korktuk. Hemen koşarak manastıra girdik. İçeride bir adam vardı; hilkatçe gördüklerimizin en irisiydi ve elleri boynuna, dizlerinden topuklarına demirle sıkı şekilde bağlanmıştı. “Vah sana! Kimsin sen?” dedik. “Benim haberimi alabilmişsiniz. Şimdi siz kimsiniz, bana söyleyin!” dedi. Arkadaşlarım: “Biz bir grup Arabız. Bir gemideydik, denizin coşkun bir anına rastladık. Dalgalar bizi bir ay oynatıp oyaladı. Sonra şu adaya yaklaştık, sandallara binip adaya çıktık. Tüylü ve çok kıllı bir hayvanla karşılaştık. Tüyünün çokluğundan başı ne taraf, arkası ne taraf anlayamadık. “Vah sana, nesin sen” dedik. “Ben cessaseyim!” dedi. Biz: “Cessase de ne?” dedik. “Manastırdaki şu adama gelin, o sizin haberinize pek müştaktır!” dedi. Biz de koşarak sana geldik. Biz onun bir şeytan olmadığından emin olmadığımız için korktuk” dedik. Adam: “Bana Beysan hurmalığından haber verin!” dedi. Biz: “Onun neyinden haber soruyorsun?” dedik. “Ben onun ağacından soruyorum, meyve veriyor mu?” dedi. “Evet!” dedik. “Öyleyse meyve vermeme zamanı yakındır!” dedi. “Bana Taberiye gölünden haber verin!” dedi. “Onun nesinden haber istiyorsun?” dedik. “Onun suyunun çekilmesi yakındır!” dedi. “Bana Zuğer gözesinden haber verin!” dedi. “Sen onun neyinden haber istiyorsun?” dedik. “Gözede su var mıdır? Orada su var mıdır?” dedi. “Evet, onun çok suyu vardır! Sahipleri onun suyu ile ziraat yapıyorlar!” dedik. “Ümmilerin peygamberinden bana haber verin? O ne yaptı?” dedi. “O Mekke’den çıkıp Yesrib’e (Medine’ye) yerleşti” dedik. “Araplar O’nunla mukatele etti mi?” dedi. Biz: “Evet!” dedik. “Onlara karşı ne yaptı?” dedi. Biz de, (onu ezmek için) peşine düşen Araplara galebe çaldığını, Arapların kendisine itaat ettiklerini haber verdik. (O da bize:) “Bu, onların itaat etmeleri, kendileri için daha hayırlıdır. Ben şimdi size kendimi tanıtayım: Ben Mesih Deccal’im. Çıkış için bana izin verilme zamanı yakındır. O zaman çıkıp yeryüzünde dolaşacağım. Kırk gün içinde uğramadığım karye (köy) kalmayacak. Mekke ile Taybe (Medine) hariç. Bu iki şehir bana haramdır. Onlardan birine her ne vakit girmek istersem, elinde yalın kılıç bir melek beni karşılar, benim oraya girmeme mani olur. Onların her bir geçidinde bir melek vardır, onları korur!” dedi.” Sonra Resûlullah aleyhissalatu vesselam çubuğuyla minbere dürterek: “Bu Taybe’dir! Bu Taybe’dir! Bu Taybe’dir! Ben bunu size anlattım değil mi?” buyurdular. Halk da: “Evet!” diye karşılık verdi. bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: “Temimi’d-Dari’nin rivayetinin benim size ondan (Mesih Deccal’dan) Mekke ve Medine’den anlattığıma muvafık düşmesi hoşuma gitti. Bilesiniz O Şam denizinde veya Yemen denizindedir. Hayır doğu tarafındandır. Evet o doğu tarafından zuhur edecektir. O doğu tarafından zuhur edecektir!” buyurdu ve eliyle doğu tarafına işaret etti.”

İlgili Haber:  Riyakarlık: Kimi Kandırıyoruz..

Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam bize Deccal üzerine uzun bir hadis rivayet etti. Bize anlattıkları meyanında şöyle de demişti: “Deccal, Medine geçitlerine girmesi kendisine haram kılınmış olarak çıkacak. Derken (Medine civarındaki) bazı ekimsiz yerlere kadar gelir. O gün insanların en hayırlısı olan -veya en hayırlılarından- bir kimse onun karşısına çıkar ve: “Sen Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın bize haber verdiği Deccal’sin!” der. Deccal de (kendi adamlarına): “Ben şunu öldürüp sonra da diriltsem ne dersiniz? Bu işte bir şüpheye düşer misiniz?” der. Oradakiler: “Hayır!” derler. Deccal onu öldürür ve sonra diriltir. Diriltildiği zaman adam: “Allah’a yemin olsun. Senin hakkında hiçbir vakit bugünkünden daha basiretli olmamıştım!” der. Deccal onu tekrar öldüreyim mi di(yerek öldürmek isteye)cek, fakat musallat edilmeyecek.”

Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Deccal çıktığı vakit beraberinde su ve ateş vardır. Ancak halkın ateş olarak gördüğü tatlı sudur; halkın su olarak gördüğü ise yakıcı bir ateştir. Sizden kim o güne ererse, halkın ateş olarak gördüğüne düş(meyi kabul et)sin. Çünkü o, tatlı soğuk sudur.”

Ebu Saidi’l-Hudri radıyallahu anh’ın anlattığına göre, Aleyhissalatu vesselam’a Deccal’den sormuştur. Aleyhissalatu vesselam da şu cevabı vermiştir: “O (Deccal) çıktığı gün (aynen bir insan gibidir) yemek yer. Ben size, onun hakkında, benden önceki peygamberlerden hiçbirinin kendi ümmetine anlatmadığı hususları anlatacağım: Onun sağ gözü meshedilmiştir (görmez), pertlektir, göz hadakası yoktur, sanki hadakası çevrim içinde bir balgam gibidir. Sol gözü de inciden bir yıldız gibidir. Onun beraberinde sanki cennet ve ateşin birer misli vardır. Ancak hakikatta ateşi cennet, suyu da ateştir. Haberiniz olsun! Onun yanında iki kişi vardır; köy halkını inzar ederler. Bu ikisi köyden çıkınca Deccal’in ashabından ilki oraya girer.”

İlgili Haber:  Kıyamet Ne Zaman Kopacak? Kuran ve Hadisler Eşliğinde..

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam Veda haccı sırasında (bir ara): “Halk susup dinlesin!” buyurdular. Sonra Allah’a hamd ve senada bulunup, arkadan Mesih ve Deccal’den uzunu uzun söz ettiler ve buyurdular ki: “Allah’ın gönderdiği her peygamber, ümmetini onunla inzar etti. Nuh aleyhisselam ümmetini onunla inzar etti, ondan sonra gelen peygamberler de. O, sizin aranızda çıkacak. Onun hali sizden gizli kalmayacak. Rabbinizin tek gözlü olmadığı size kapalı değildir. O ise sağ gözü kör birisidir. Onun gözü, sanki (salkımdan) dışa fırlamış bir üzüm danesi gibidir. (İki gözünün arasında ke-fe-re yani kafir yazılmış olacaktır. Bunu her müslüman okuyacaktır).”

Muhammed İbnu’l-Münkedir anlatıyor: “Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma, İbnu Sayyad’ın Deccal olduğu hususunda yemin ederdi. Ben: “Sen Allah’a yeni de ediyorsun ha!” dedim. Bana şu cevabı verdi: “(Nasıl etmeyeyim?) Ömer İbnu’l-Hattab radıyallahu anh’a, Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın yanında İbnu Sayyad’ın Deccal olduğu hususunda yemin ettiğini işittim. Buna rağmen aleyhissalatu vesselam kendisini reddetmemişti.”

 

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Ömer İbnu’l-Hattab radıyallahu anh, ashabtan bir grup içerisinde Resûlullah aleyhissalatu vesselam’la birlikte İbnu Sayyad’a doğru gittiler, Onu, Beni Megale şatosunun yanında çocuklarla oynar buldular. O sıralarda bülûğa yaklaşmış durumdaydı. İbnu Sayyad, Aleyhissalatu vesselam, eliyle sırtına vuruncaya kadar (onların geldiğini) hissetmedi. Aleyhissalatu vesselam, omuzuna vurup: “Benim Allah’ın Resûlü olduğuma şehadet ediyor musun?” diye sordu. İbnu Sayyad ona bakıp: “Şehadet ederim ki, sen ümmilerin peygamberisin!” dedi. İbnu Sayyad da Resulullah’a: “Sen, benim Allah’ın Resulü olduğuma şehadet eder misin?” dedi. Aleyhissalatu vesselam onu reddetti ve: “Ben Allah’a ve O’nun resullerine iman ettim!” buyurdu ve sonra sordu: “Pekiyi, ne görüyorsun?” “Bana bir doğru sözlü (sadık), bir de yalancı (kazib) gelmektedir” diye cevap verdi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: “Sana bu iş karıştırıldı! (Sıdkı kizb; kizbi sıdk ile karıştırıyorsun)” buyurdular. Sonra da Aleyhissalatu vesselam ona: “Ben senin için (içimde) bir şey sakladım (bil bakalım!) dedi. İbnu Sayyad: “O dumandır!” diye cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam: “Sus, sen kendi kadrini hiçbir vakit aşamayacaksın!” buyurdular. bunun üzerine Hz. Ömer radıyallahu anh: “Ey Allah’ın Resulü! Bana müsaade buyurun şunun boynunu vurayım!” dedi. Aleyhissalatu vesselam da: “Eğer (Deccal) bu ise, sen ona musallat edilecek değilsin, eğer bu Deccal değilse onu öldürmekte sana bir hayır yok!” buyurdular.” Tirmizi, “Ben senin için (içimde) bir şey sakladım (bil bakalım!)” sözünden sonra şu ibareyi ilave etti: “Onun için (içinde) “O halde semanın apaşikar bir duman getireceği günü gözetle (Habibim)” (Duhan 10) ayetini gizlemişti.”

İlgili Haber:  40 Hadis'ten İnciler: Her Doğan İslam Fıtratı Üzere Doğar..

 

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “İbnu Sayyad, Harre savaşı sırasında kaybedildi.”

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Ayakkabıları kıldan bir kavimle savaşmadıkça Kıyamet kopmaz. Siz, yüzleri kılıflı kalkanlar gibi, gözleri küçük, burunları yassı olan bir kavmle savaşmadıkça Kıyamet kopmaz.”

Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “rumlar, A’mak ve Dabık nam mahallere inmedikçe Kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine’den bir ordu çıkar. Bunlar o gün Arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, rumlar: “Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!” derler. Müslümanlar da: “Hayır” Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz” derler. Bunun üzerine (müslümanlar) onlarla harb eder. bunlardan üçte biri inhizama uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul’u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nida atar: “Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!” Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam’a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah’ın düşmanı, Hz. İsa’yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir.”

Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam (bir gün): “Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?” diye sordular. Oradakiler: “Evet!” deyince, şöyle buyurdular: “İshakoğullarından yetmişbin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyamet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. “Lailahe illallahu vallahu ekber!” derler. Bunun üzerine şehrin kara tarafı düşer. Sonra askerler ikinci kere, “Lailahe illallahu vallahu ekber!” derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar “Lailahe illalllahu vallahu ekber!” derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münadi gelip: “Deccal çıktı!” diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler.”

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Yahudilerle savaşacak ve onları öldüreceksiniz. Öyle ki taş dahi: “Ey müslüman! işte yahudi, arkamda (saklandı), gel, öldür onu!” diyecek.”

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Müslümanlardan iki grup aralarında savaşmadıkça Kıyamet kopmaz. Bunlar aralarında büyük bir savaş yaparlar, fakat davaları birdir.”

Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Nefsim yed-i kudretinde olan Zat-ı Zülcelal’e yemin olsun! İmamınızı öldürmedikçe, kılıçlarınızı birbirinize kullanmadıkça, dünyanıza şerirleriniz varis olmadıkça Kıyamet kopmaz.”

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam: “Herc artmadıkça Kıyamet kopmaz!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Herc nedir ey Allah’ın Resûlü?” diye sordular. “Öldürmek! Öldürmek!” buyurdular.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.