Moda Nedir? Moda Ne Demektir? Moda ne değildir?

Moda Nedir?
- Farklı görünmeye çalışırken herkes gibi giyinerek tektipleşmek;
- Kadınların birbirlerini köleleştirmesini sağlayan programlanmış eskimenin narkozu.
Moda Ne değildir?
Güzel giyinmek veya yakışanı aramak değil.
Neden Moda?
İnsan, fıtratı icabı iki nefsanî kuvvetin etkisi altında:
- Cemiyete uyum sağlamak, herkese benzemek ister. Çünkü bu yolla “ben de sizden biriyim; korkmayın” mesajı verir. Aidiyetini hissetmek ister ve etrafına belli eder. Toplumdan çok farklı giyinen birinin evlenmesi, iş bulması, ev kiralaması hatta bazı binalara girip çıkması bile imkânsız olabilir. Çünkü kıyafet, soğuktan korumak gibi faydaların dışında bir iletişim aracı; neredeyse bir kimlik kartıdır. (Bkz. Georg Simmel Moda Felsefesi / Philosophie der Mode, Berlin: Pan-Verlag, 1905)
- Diğer yandan insan, Ben’liğini, Tek’liğini aynada seyretmek ve cemiyete göstermek ister. Üniforma şartı olan yerlerde bile birçok insan kravatı gevşetir; saçı uzatır; küpe takar; dövme yaptırır… Bunlara saç kesimini, vücut dilini, ortamın hoş karşılamadığı argo sözleri ve sıra dışı bir konuşma tarzını da ekleyebiliriz.
Moda… Kıyafet, güç gösterisi ve iletişim
Avcılıkla yaşayan topluluklara bakalım: En becerikli avcılar öldürdükleri hayvanların dişlerinden kolye yapıyor; kürkünü sırtına koyuyor… “Ben sıradan bir avcı değilim; bu klanın önemli bir ferdiyim; ben olmasam aç kalırsınız” demenin bir şekli belki?
Ortaçağda burjuvazinin güçlendiği Venedik ve Amsterdam gibi tüccar şehirlerde burjuva mensupları, soyluların hatta kralların kıyafetlerine benzer giysiler kullanmaya başladılar. Kralın sarayı ve kilisenin çan kulesinden daha yüksek “ticaret meclisi” binalarının yine aynı dönemde inşaa edilmesi de bir tesadüf değil elbette. (Bkz. The Medieval World (History of Fashion and Costume, Philip Steele) Kısacası, sermayesi krallara yaklaşan burjuva, bu gücü ilân etmek istedi. Keza, ileri gelen tüccarlar çocuklarına gösterişli düğünler yaptılar. Bu yolla burjuva, zenginliğini teşhir ederek aristokrasiye göz dağı veriyordu. Ama aynı zamanda iş ortaklarına güven vermek için de iyi bir taktik olduğu söylenebilir. Tabi “burjuva” sayılamayacak kadar küçük esnafların bu iş adamlarını taklid etmesi de kaçınılmazdı. Taktik nerede biter ve aptalca bir gösteriş yarışı nerede başlar? Bu da insandan insana değişen bir ölçü.
Kimliksel tüketim
Modanın bir başka veçhesi insanların kimlik için tüketmeleri. 1900’lerde endüstrileşen, 1980’den itibaren hızla finansallaşan bir dünyada yaşıyoruz. “Moda ulusu” gibi marka ve defileler size yeni bir kimlik teklif ediyor. Zira artık ekonomi hayatın değil, hayat ekonominin bir parçası oldu. İnsanların ekseriyeti kimliklerini düşünmeden yaşıyorlar ve Fransız, Türk, Hristiyan veya Müslüman olmanın mânâsını sorgulamayan kitleler boşlukta.
Köyden kente göç etmiş; henüz şehirli olamamış ama artık köylü de olmayan genç pahalı saat markalarının kopyalarını takıyor; ithal sigara içiyor; tesettürlü kızlar lüks başörtülerini markası görünecek şekilde bağlıyor. Proleterya ve mikro burjuva yeni kimliklerin arayışı içinde.
Moda, kapitalizm ve kölelik
Moda, giyim sektöründe programlanmış eskimenin bir veçhesi. Zira artık ortaçağdaki gibi bir tarım toplumunda yaşamıyoruz. Üretim maliyetlerinin çok aşağıya çekildiği tekstil imâlatı Bangladeş, Hindistan, bazı Afrika ülkeleri ve Çin’in az gelişmiş bölgelerine kaydı. İnsanların eskimeyen giysileri atıp yerine yenilerini alması için her sene yeni “tandans” üretiliyor ve 1930’ların totaliter rejimlerini hatırlatan bir beyin yıkama ile hepimiz bu yeni modaya alıştırılıyoruz. Elektronik aletlerin ve beyaz eşyanın hızla eskiyip bozulması yani programlanmış eskime gibi tekstilde moda var. Yaldızlı hayatları göz kamaştırıcı şekilde teşhir edilen bu modacılar gerçekten özgür mü? Meselâ Özbekistan’da kuraklık yüzünden pamuk fiyatının aşırı yükseldiği senelerde Ralph Lauren ürünlerinde pamuklu kumaş kullanılmış mı? Şili’deki bakır işçileri grevdeyken, Karl Lagerfeld bakır oksitle yapılan özel bir mavi ile ürün tasarlamış mı?
Gerçek şu ki insan fıtratına dair bazı güçlerin tecellisi olan moda, bugün insanları sömürmenin ve gezegenimizi kirletmenin aracıdır. Büyük tekstil firmaları Çin veya Hindistan’ın geri kalmış bir bölgesinde fabrika kurdukları zaman, ekonomik doku ve aile hayatı altüst oluyor. İşçilerin geliri, köylülerden yüksek olduğu için gıda fiyatları hızla yükseliyor. Kadınlar istemeseler bile çalışmak zorunda kalıyorlar. Eskiden ihtiyacı olan gıdayı üreten tarım bölgesi bir anda dışa bağımlı hale geliyor. Verimli topraklar üzerine kurulan ve köylüleri yüksek maaşla ayartan tekstil fabrikaları, geleneklerin, aile ve komşuluk bağlarının üzerinden buldozerle geçiyor. Eğer hepimiz aynı gömleği, etek ve pantalonu senelerce giysek bu fabrikalar yaşayamaz. Ama “modası geçti” diye bir dolabın dibine veya çöpe atılan eskimemiş kıyafetlerin yerine yenisi konmalı. İşte moda bu programlanmış eskimenin nazik ismidir.