Dolar 32,4983
Euro 34,5913
Altın 2.471,50
BİST 9.574,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Az Bulutlu
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Çar 20°C
Per 18°C
Cum 16°C
Cts 18°C

Zekat ve Sadakanın Hikmetleri Faydaları..

Zekat nedir yahut ne demektir? Zekat ve sadaka vermenin, infak etmenin hikmetleri nelerdir?

Zekat ve Sadakanın Hikmetleri Faydaları..
Ağustos 24, 2023 11:50 am
62

Zekat nedir yahut ne demektir? Zekat ve sadaka vermenin, infak etmenin hikmetleri nelerdir?

Zekât, belirli bir ölçünün üzerinde mala sahip olan zenginlerin, mallarından %2,5 nisbetinde yoksullara, fakirlere, zekât toplayan memurlara, gönülleri İslâm’a ısındırılacak olanlara, hürriyetlerini satın almaya çalışan kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışanlara, yolda kalanlara vermesidir. (Tevbe, 60)

Hayvanlar ve toprak mahsulleri de zekâta tâbîdir. Her birinin hesapları farklı farklı yapılır. Toprak mahsullerinin zekâtına “öşür” denir. Sadaka ve infâk sözleri ise her ne kadar vakit zaman farz olan zekât mânâsına kullanılsalar da daha çok beyhude olarak muhtaçlara yapılan yardımları söz ederler.

Zekât, varlıklı insanların servetlerine aldanarak azgınlaşmalarını ve muhtaçların zenginlere karşı kin ve hased üzere olumsuz temâyüllere kapılmasını engelleyerek ictimâî hayâtı korur, fertleri birbirine kardeşlik ve muhabbetle bağlar. Zenginlerle yoksullar ortasındaki arayı asgarîye indirir. Yoksulların sayısını yok denecek kadar azaltarak, bu sebeple meydana gelen birçok tatsız hâdisenin önüne geçer. Hakikaten Halife Ömer bin Abdülazîz, zekât memurunu Afrika ülkelerine göndermişti. Memur, malları dağıtamadan geri getirdi. Zira zekât alacak kimse bulamamıştı. Bunun üzerine Halife de bu paralarla pek çok köle alıp âzâd etti.[1]

Zekât, farklı düzeylerdeki beşerler ortasında kurulan ve cemiyeti bütünleştiren bir köprüdür. Bu sebeple Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “Zekât, İslâm’ın köprüsüdür” buyurmuştur.[2]

Cemiyetin mağdur insanlarını sevindiren zekâtın, verenlere sağladığı kar ise daha büyüktür. Sahiden “temizlik, sâfiyet, artış, bereket” mânâlarını söz eden “zekât”, insanı kimi kalbî hastalık ve kötülüklerden arındırır, malın temizlenip bereketlenmesini sağlar.[3] Zekât ibadeti, insanın sahip olma ve menfaat hislerini da terbiye eder.

Zekât, servet sahiplerinin nâil oldukları ilahî nimetlere karşı ifâ etmeleri gereken şükrün bir sözüdür. Cenâb-ı Hak, şükredildiği takdirde nimetlerini artıracağını, nankörlük edildiğinde ise azâbının şiddetli olduğunu bildirmiştir.[4]

İlginizi Çekebilir   Namazda niyet ederken Kalben yapılsa Yeterli mi?

Zekâtın, ulusal servetin daima dolaştırılması, işleyip verimli hâle gelmesi, piyasanın hareketlenmesi, alışverişin canlanması üzere çok manalı ekonomik yararları da mevcuttur.

Yine zekât sâyesinde Allah yolunda çaba eden pek çok beşere dayanak verilerek güzel işlerin yapılmasına öncülük edilir. İlim talebelerinin okumasına yardımcı olunarak ilmin ve fennin gelişmesine taban hazırlanır.

Zekât almak değil, zekât vermek daha makbuldür. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“Veren el alan elden daha hayırlıdır. Yardım etmeye, geçimini üstlendiğin kimselerden başla! Sadakanın hayırlısı, ihtiyaç fazlası maldan verilendir. Kim insanlardan bir şey istemezse, Allah onu kimseye muhtaç etmez. Kim de tokgözlü olursa, Allah onu zengin kılar” buyurmuştur. (Buhârî, Zekât 18; Müslim, Zekât 94-97, 106, 124)

Bundan ötürü, daha iyi duruma yükselmek isteyen Müslümanlar, büyük bir şevkle çalışıp kazanarak veren el olma uğraşı içinde bulunurlar. Sonuçta beşerler tembellik ve miskinlikten kurtularak çalışma ve kazanma azmi elde ederler.

Zekât verilmediğinde ise bütün bu yararlar bilakis dönerek, fert ve toplum aleyhine büyük ziyanlar meydana gelir. Zekât vermek sûretiyle tedâvi edilmeyen cimrilik hastalığı, insanı dünyada kahır içinde bıraktığı üzere, âhirette de büyük bir azâba sürükler. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Bir kimseye Allah Teâlâ mal verir, o da zekâtını ödemezse, bu mal kıyamet günü oldukça zehirli büyük bir yılan hâlinde karşısına çıkarılır. Yanaklarının üzerinde (gazap ve zehirinin şiddetini gösteren) iki siyah nokta vardır. O gün bu azgın yılan, mal sahibinin boynuna dolanıp (ağzını kapatacak şekilde) iki yanağından şiddetle ısırır ve: «–Ben senin (dünyada çok sevdiğin) malınım, ben senin hazînenim!» der.” (Buhârî, Zekât, 3; Tirmizî, Tefsir, 3/3012. Krş. Âl-i İmrân, 180)

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, zekâtın toplumda ağır bir yük olarak görülmeye başlandığı ve vakitle büsbütün ihmal edildiği vakit, insanların başına bir kısım belâların geleceğini haber vermiştir.[5] Bir seferinde da şöyle buyurmuştur:

İlginizi Çekebilir   Hatim Duası Nedir? Hatim Duası Nasıl Yapılır?

“Mallarının zekâtını vermekten kaçınan her millet, mutlaka yağmurdan mahrum bırakılır ve hayvanları olmasa, onlara yağmur yağdırılmaz.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22; Hâkim, IV, 583/8623)

Dipnotlar:

[1] Bkz. Bûtî, Fıkhu’s-sîre, Beyrut 1980, s. 434. [2] Beyhakî, Şuab, III, 20, 195; Heysemî, III, 62. [3] Tevbe, 103; Sebe, 39. [4] İbrâhîm, 7. [5] Tirmizi, Fiten, 38/2210, 2211.

Kaynak: Murat Kaya, Ebedi Kurtuluş Yolu, Erkam Yayınları

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.